Ana içeriğe atla

Aromatik Bileşiklerin Doğal Fabrikası

Shikimat metabolizması, doğanın aromatik halka fabrikasıdır. İsmini, ilk kez Japon yıldız anasonundan (Illicium anisatum, Japonca: shikimi) izole edilen şikimik asitten alır. Bu yolak, glukozdan elde edilen iki basit molekülü birleştirir: Glikolizden gelen fosfoenolpirüvat (PEP) ile pentoz fosfat yolundan gelen eritroz-4-fosfat (E4P). Yedi enzimatik basamak sonunda korismat adlı kritik bir ara ürün ortaya çıkar.

Korismat, bir metabolik kavşak noktasıdır. Buradan itibaren yollar ayrılır: Bir kol aromatik amino asitlere, diğer kollar vitaminlere, hormonlara, pigmentlere ve savunma bileşiklerine uzanır.

Kritik nokta şudur: Bu yolak bakterilerde, mantarlarda, bitkilerde ve alglerde aktiftir. Ancak insanlar dahil diğer canlılarda bu yolak yoktur. Yaradılış sürecinde hayvanlar bu yolağı kaybetmiş — ya da hiç kazanmamıştır. Doğa, gereksiz enerji harcamaktan kaçınır, eğer bir molekülü dışarıdan alabiliyorsanız, onu sentezlemek için metabolik kaynak ayırmanıza gerek kalmaz. Sonuç olarak bu yolaktan türeyen moleküllerin büyük çoğunluğu bizim için diyetle alınması zorunlu bileşiklerdir.

A Familiar Ring to It: Biosynthesis of Plant Benzoic Acids Author links open overlay panel Joshua R. Widhalm , Natalia Dudareva

Korismat: Metabolik Bir Dağıtım Merkezidir. Buradan çıkan kargolae farklı destinasyonlara gider:
Korismat mutaz:Fenilalanin, Tirozin Protein sentezi, nörotransmitter öncüleri
Antranilar sentaz: Triptofan Serotonin, melatonin, NAD⁺ öncüsü
İzokorismat sentaz: Salisilik asit, K₁ vitamini Savunma, pıhtılaşma
Aminodeoksikorismat sentaz: p-Aminobenzoik asit → Folik asit DNA sentezi, hücre bölünmesi
Korismat piruvatı liyaz: 4-Hidroksibenzoik asit → CoQ10 Mitokondriyal enerji üretimi

Aromatik Amino Asitler: Hayatın Üç Temel Yapı Taşı

Fenilalanin — Sessiz Güç
Korismat, korismat mutaz enzimi tarafından prefenat'a dönüştürülür. Bitkilerde prefenat önce arogenat'a, ardından fenilalanin'e çevrilir. Bu "arogenat yolağı", bitkilerin tercih ettiği ana güzergâhtır.

Peki fenilalanin neden bu kadar önemli? Fenilalanin, vücudunuzda tirozin'e dönüştürülür. Tirozin ise dopamin, norepinefrin ve epinefrin gibi katekolamin nörotransmitterlerin öncüsüdür. Sabah kalktığınızda motivasyon hissetmeniz, stres anında "savaş ya da kaç" yanıtı vermeniz, odaklanabilmeniz — tüm bunlar fenilalanin metabolizmasına bağlıdır.

Ayrıca tirozin, tiroid hormonlarının (T3 ve T4) yapı taşıdır. Tiroid hormonları metabolik hızı, vücut ısısını ve enerji dengesini düzenler. Dolayısıyla kahvaltıda yediğiniz yumurtadaki fenilalanin, günün ilerleyen saatlerinde metabolik hızınızı etkileyen bir zincirin ilk halkasıdır.

Fenilketonüri (PKU), fenilalanin hidroksilaz enziminin genetik eksikliğidir. Bu enzim fenilalanini tirozine dönüştüremediğinde, fenilalanin birikir ve beyin dokusunda toksik etki yaratır. Tedavi edilmezse ciddi zihinsel engellilik gelişir. Yenidoğan taramasının neden bu kadar kritik olduğunu bu biyokimyasal gerçek açıklar.

Tirozin — Koşullu Esansiyel: yeterli fenilalanin alımı varsa vücutta sentezlenebilir ve şu moleküllere dönüştürlebilir:
Dopamin: Ödül, motivasyon, motor kontrol. Parkinson hastalığında substantia nigra'daki dopaminerjik nöronlar dejeneredir. Tedavide kullanılan L-DOPA, tirozinin bir ara metaboliti olup kan-beyin bariyerini geçerek dopamine dönüşür
Norepinefrin: Uyanıklık, dikkat
Epinefrin (Adrenalin): Akut stres yanıtı
Tiroid hormonları: Metabolik hız düzenleyicisi
Melanin: Cilt, saç ve göz pigmentasyonu

Triptofan — Ruh Halinin Mimarı
Korismat'tan antranilar sentaz enzimi ile antranilik asit oluşur, beş enzimatik basamak sonunda triptofan sentezlenir. Triptofan, aromatik amino asitler içinde en düşük konsantrasyonda bulunanıdır ve bu kıtlık onu metabolik açıdan stratejik kılar.

Triptofan neden bu kadar kritik? Çünkü serotonin sentezinin zorunlu öncüsüdür. Serotonin ise ruh hali, iştah, uyku ve hatta bağırsak motilitesini düzenler. Serotoninin pineal bezde melatonine dönüşmesi, sirkadiyen ritmi ve uyku kalitesini belirler. Ayrıca triptofan, kynürenin yolağı üzerinden NAD⁺ (nikotinamid adenin dinükleotid) sentezine katkıda bulunur. NAD⁺, hücresel enerji metabolizmasının ve DNA onarımının da kofaktörüdür.

Düşük triptofan alımı, serotonin düşüklüğüne ve depresif semptomlara zemin hazırlayabilir. Hartnup hastalığı'nda nötral amino asit taşıyıcısı defektif olduğundan triptofan emilimi bozulur, pellagra benzeri cilt lezyonları, ishal ve nöropsikiyatrik bulgular ortaya çıkar. Karsinoid sendromda ise triptofan aşırı miktarda serotonine yönlendirilir ve niasin sentezi için yetersiz kalır — sonuç yine pellagra tablosudur.

Folik Asit (B₉ Vitamini) — DNA'nın Koruyucusu
Korismat'tan ayrılan bir kol, aminodeoksikorismat üzerinden p-aminobenzoik asit (pABA) sentezler. pABA, folik asidin benzenoid halkasını oluşturur. Folik asit sentezinin devamında pABA, bir pteridin halkası ve glutamat rezidüleri ile birleşerek tetrahidrofolat (THF)'ı oluşturur. THF, tek karbon metabolizmasının merkezi taşıyıcısıdır.

DNA sentezi: Timidin nükleotidinin üretimi folata bağlıdır
Hücre bölünmesi: Hızlı çoğalan dokular (kemik iliği, fetüs) yüksek folat gerektirir
Homosistein metabolizması: Folat eksikliğinde homosistein birikir, kardiyovasküler risk artar
Nöral tüp gelişimi: Embriyonik dönemde kritik
Sulfonamid antibiyotikler, bakterilerde pABA'nın folat sentezine katılmasını engelleyerek bakteriostatik etki gösterir. İnsanlarda folatı diyetle aldığımız için sulfonamidler bize toksik değildir — bu seçici toksisite, shikimate yolunun insanlarda yokluğunun terapötik bir yansımasıdır.

K₁ Vitamini (Filokinon) — Pıhtılaşmanın Mimarı
Korismat, izokorismat sentaz enzimi ile izokorismat'a dönüşür. İzokorismat, iki önemli yolağın başlangıcıdır: Salisilik asit sentezi ve K₁ vitamini sentezi.

K₁ vitamini sentezinde izokorismat, orto-süksinilbenzoat'a ve ardından naftokinon halkasına dönüştürülür. Bir fitil kuyruğunun eklenmesiyle filokinon (K₁ vitamini) tamamlanır. K₂ vitamini (menakinon) ise bağırsak bakterileri tarafından sentezlenir ve özellikle kemik sağlığında öne çıkar.Yenidoğanlar, K vitamini depolarının düşüklüğü ve bağırsak florasının henüz yerleşmemiş olması nedeniyle hemorajik hastalık riski taşır. Bu nedenle doğumda profilaktik K vitamini enjeksiyonu standart uygulamadır. 

E Vitamini (Tokoferoller ve Tokotrienoller) — Membran Kalkanı
Shikimat metabolizmasında dolaylı bir yolda irozin, bitkilerde tirozin aminotransferaz ile 4-hidroksifenilpirüvat'a dönüşür, ardından homogestizat halkası oluşur. Bu halka, bir fitil veya geranilgeranil kuyruğu ile birleşerek tokoferolleri veya tokotrienolleri meydana getirir.

E vitamini, lipofilik bir antioksidandır. Hücre membranlarındaki çoklu doymamış yağ asitlerini (PUFA) lipid peroksidasyonundan korur. Membran akışkanlığını ve bütünlüğünü muhafaza eder. Bitkisel yağlar (buğday tohumu yağı, ayçiçek yağı), badem, fındık, ıspanak ve avokado zengin kaynaklardır.

Koenzim Q10 (Ubikinon) — Mitokondriyal Enerji Santrali Koenzim Q10 (CoQ10) sentezi, shikimat yolundan gelen 4-hidroksibenzoik asit (4HBA) ile başlar. 4HBA, korismat'tan veya tirozin'den türetilebilir ve CoQ10'un kinon halkasını oluşturur. Bu halkaya bir izoprenik kuyruk (insanda 10 izopren birimi) eklenerek ubikinon tamamlanır.

ATP sentezinin yanısıra CoQ10, indirgenmiş formu (ubiquinol) ile güçlü bir lipofilik antioksidan olarak görev yapar ve LDL oksidasyonunu engellemeye yardımcı olur. Statin ilaçlar, HMG-CoA redüktazı inhibe ederek kolesterol sentezini azaltır, ancak aynı yolak CoQ10 sentezinde de kullanıldığından statin kullanımı CoQ10 düzeylerini düşürebilir. Statin ilişkili miyopatinin mekanizmalarından birinin bu olduğu düşünülmektedir. Bazı klinisyenler statin kullanan hastalara CoQ10 suplementasyonu önerir, ancak kanıt düzeyi tartışmalıdır. Organ etleri (kalp, karaciğer), sığır eti, sardalya, ıspanak ve yer fıstığı CoQ10 açısından zengindir.

Plastokinon, E vitamini ile aynı öncüyü paylaşır: Homogestizat. Ancak plastokinon, hayvanlar için doğrudan bir diyet bileşeni değildir — çünkü yalnızca bitkilerde fotosentez sırasında fonksiyon görür. Kloroplastta, Fotosistem II'den aldığı elektronları sitokrom b6f kompleksine taşır. Bu süreç, ışık enerjisinin kimyasal enerjiye dönüşümünün kritik bir adımıdır.

İnsan için dolaylı önemi: Plastokinon olmadan bitkiler fotosentez yapamaz, fotosentez olmadan oksijen üretimi ve karbonhidrat sentezi durur. Yani plastokinon, atmosferik oksijen ve besin zincirinin temelinde yatan görünmez bir kahramandır.

Salisilik Asit — Bitkinin Savunma Hormonu, İnsanın İlacı
Korismat'tan türeyen izokorismat, bitkilerde salisilik asit (SA) sentezinin ana öncüsüdür. Alternatif olarak, fenilalanin → sinnamik asit → benzoik asit → salisilik asit yolağı da kullanılabilir. SA, patojenlere karşı sistemik kazanılmış direnç (SAR) yanıtını koordine eden temel sinyal molekülüdür. Bir yaprak enfekte olduğunda, SA sinyali tüm bitkiye yayılır ve uzak dokularda savunma genlerini aktive eder.

İnsan için önemi: Aspirin (asetilsalisilik asit), salisilik asidin asetillenmiş formudur. COX-1 ve COX-2 enzimlerini irreversibl olarak inhibe ederek prostaglandin sentezini azaltır. Sonuç: Antiinflamatuar, antipiretik, analjezik ve antitrombotik etkiler. Düşük doz aspirin, kardiyovasküler olaylarda sekonder koruma için standart tedavidir. Bitkinin milyon yıllık savunma stratejisi, modern tıbbın en yaygın kullanılan ilaçlarından birine dönüşmüştür.

Diğer benzoik asit türevleri:
Vanilin: Vanilya aroması, antioksidan
Gallik asit: Çay ve üzümde bulunan güçlü antioksidan, taninlerin yapı taşı
4-Hidroksibenzoik asit: CoQ10 öncüsü
Protokateşuik asit: Antioksidan, antiinflamatuar

Fenilpropanoidler — Renklerin ve Lezzetlerin Kimyası
Fenilalanin, fenilalanin amonyak liyaz (PAL) enzimi ile trans-sinnamik asit'e dönüşür. Bu, fenilpropanoid yolağının başlangıcıdır ve bitki krallığının en zengin sekonder metabolit havuzuna kapı açar.

Flavonoidler ve Antosiyaninler: Sinnamik asit, bir dizi enzimatik modifikasyondan geçerek flavonoidlere (kuersetin, kamferol, kateşinler) ve antosiyaninlere (siyanindin, delfinidin) dönüşür.

Bitkide ne yaparlar?: UV radyasyonundan koruma, Polinatör ve tohum dağıtıcı çekimi (renkli çiçekler, meyveler), Patojen ve herbivor savunması, Antioksidan tampon sistem
İnsan için önemi: Flavonoidler, güçlü antioksidan kapasiteye sahiptir. "Gökkuşağı tabağı" önerisi — yani farklı renklerde meyve ve sebze tüketimi — biyokimyasal bir temele dayanır. Her renk, farklı bir flavonoid veya karotenoid profilini temsil eder.

Lignin — Karasal Yaşamın Mimarı:
Sinnamik asit, bir dizi hidroksilasyon ve metilasyon ile kumaril alkol, koniferil alkol ve sinapil alkol'e dönüşür. Bu üç monolignol, oksidatif polimerizasyonla lignin'i oluşturur. Lignin, selülozdan sonra bitki biyokütlesinin en büyük bileşenidir. Hücre duvarına mekanik dayanıklılık kazandırır, vasküler dokuların su iletimini mümkün kılar ve patojenlere karşı fiziksel bariyer oluşturur. Karasal bitkilerin dik durabilmesi ve yüksek ağaçların oluşması lignin sayesindedir.

İnsan için dolaylı önemi: Lignin, diyet lifinin çözünmeyen fraksiyonunun önemli bir bileşenidir. Tam tahıllardaki lignin, bağırsak geçiş süresini hızlandırır, mikrobiyota için substrat sağlar ve kolorektal kanser riskini azaltmakla ilişkilendirilmiştir.

Alkaloidler — Doğanın Eczanesi Aromatik amino asitlerden türeyen alkaloidler, farmakopinin en güçlü moleküllerinden bazılarını içerir.

Triptofan, terpenoid indol alkaloidlerinin öncüsüdür:
Vinblastin ve Vinkristin (Catharanthus roseus): Mikrotübül inhibitörleri, lösemi ve lenfoma tedavisinde kullanılır
Kinin (Cinchona türleri): Antimalaryal, tarihsel önemi büyük
Striknin: Toksik, ama tarihsel olarak kas stimülanı olarak kullanılmış
Ergot alkaloidleri: Migren tedavisi (ergotamin), Parkinson (bromokriptin)

Tirozin, izokinolin alkaloidlerinin yapı taşıdır:
Morfin ve Kodein (Papaver somniferum): Opioid analjezikler, ağrı yönetiminin temel taşları
Papaverin: Düz kas gevşetici
Berberin: Antimikrobiyal, antidiyabetik araştırmaları devam ediyor
Bitkiler bu alkaloidleri herbivor caydırıcı olarak üretir — acı tat ve toksisite, hayvanları uzaklaştırır. İnsanlar ise bu savunma bileşiklerini, kontrollü dozlarda terapötik ajanlar olarak dönüştürmüştür.

Glukosinolatlar — Brokoli Neden Acıdır?
Fenilalanin ve triptofan, glukosinolatların öncüleridir. Bu kükürt içeren bileşikler, özellikle Brassicaceae (turpgiller) ailesinde — brokoli, karnabahar, lahana, turp — yoğun olarak bulunur. Glukosinolatlar, bitki hücresi hasarlandığında miyosinaz enzimi ile hidrolize olur ve izotiyosiyanatlar (hardal yağları) açığa çıkar. Bu bileşikler, herbivor ve patojenleri caydırır.

İnsan için önemi: Izotiyosiyanatlar, özellikle sulforafan (brokolide yüksek), Faz II detoksifikasyon enzimlerini indükleyerek kemopreventif etki gösterebilir. Epidemiyolojik çalışmalar, yüksek Brassicaceae tüketimi ile bazı kanser türlerinin (kolorektal, akciğer, prostat) düşük riski arasında ilişki bildirmektedir. Glukosinolatların aktivasyonu için hücre hasarı gerekir, bu nedenle sebzeleri çiğ tüketmek veya hafif pişirmek miyosinaz aktivitesini korur. Aşırı pişirme enzimi inaktive eder.

Glifosat: Shikimate Yolunun Aşil Topuğu
EPSPS enzimi, shikimat yolunun altıncı basamağını katalize eder ve glifosat herbisitinin hedefidir. Glifosat, PEP'in yapısal analoğu olarak EPSPS'e bağlanır ve enzimi kompetitif olarak inhibe eder. Sonuç? Bitkide aromatik amino asit sentezi durur, protein sentezi sekteye uğrar ve bitki ölür. Roundup Ready transgenik bitkiler, glifosata dirençli bakteriyel EPSPS geni taşıyarak bu sorunu aşar. Bu teknoloji, modern tarımın en yaygın kullanılan herbisit sistemlerinden birini oluşturur.

İnsanlar için glifosat tehlikeli mi? Teorik olarak, insanlarda shikimat metabolizması olmadığından doğrudan toksisite beklenmez. Ancak bağırsak mikrobiyotası bu yola sahiptir, bu nedenle glifosat maruziyetinin mikrobiyom üzerindeki etkileri tartışmalı bir araştırma alanı olmaya devam etmektedir.

İyi ama İnsanlar Neden Bu Yolağa Sahip Değil? Yaradılışa bakılırsa, hayvanların shikimata ait bu yolları kaybetmesi (veya hiç kazanmaması) bir metabolik ekonomi kararıdır. Bitkiler fotoototroftur, kendi karbonlarını fotosentezle sabitler ve bu karbonu aromatik bileşiklere yönlendirebilir ve fotosentetik olarak fikse ettikleri karbonun %30'a kadarını shikimat yolu üzerinden aromatik bileşiklere aktarır.

Hayvanlar ise heterotroftur, besinlerini dışarıdan alır. Eğer bir amino asit her öğünde zaten besinlerle geliyorsa, onu sentezlemek için 7+ enzim kodlamak, regüle etmek ve enerji harcamak metabolik açıdan israftır. Ancak bu tasarruf beraberinde bir bağımlılık getirir: Aromatik amino asitleri ve birçok vitamini diyetle almak zorundayız. Bu bağımlılık, protein malnütrisyonunun neden bu kadar yıkıcı olduğunu açıklar. 

Shikimat yolu, bitkinin mutfağıdır — ve biz o mutfağın daimi misafirleri.


Kaynaklar ve İleri Okuma:

Herrmann, K. M., & Weaver, L. M. (1999). The shikimate pathway. Annual Review of Plant Physiology and Plant Molecular Biology, 50, 473-503. https://doi.org/10.1146/annurev.arplant.50.1.473

Richards, T. A., Dacks, J. B., Campbell, S. A., et al. (2006). Evolutionary origins of the eukaryotic shikimate pathway: Gene fusions, horizontal gene transfer, and endosymbiotic replacements. Eukaryotic Cell, 5(9), 1517-1531. https://doi.org/10.1128/EC.00106-06

Institute of Medicine. (2005). Dietary Reference Intakes for Energy, Carbohydrate, Fiber, Fat, Fatty Acids, Cholesterol, Protein, and Amino Acids. National Academies Press.

Yokoyama, R., Kleven, B., Gupta, A., Wang, Y., & Maeda, H. A. (2022). 3-Deoxy-D-arabino-heptulosonate 7-phosphate synthase as the gatekeeper of plant aromatic natural product biosynthesis. Current Opinion in Plant Biology, 67, 102219. https://doi.org/10.1016/j.pbi.2022.102219

Tzin, V., & Galili, G. (2010). New insights into the shikimate and aromatic amino acids biosynthesis pathways in plants. Molecular Plant, 3(6), 956-972. https://doi.org/10.1093/mp/ssq048

Maeda, H., & Dudareva, N. (2012). The shikimate pathway and aromatic amino acid biosynthesis in plants. Annual Review of Plant Biology, 63, 73-105.

Blau, N., van Spronsen, F. J., & Levy, H. L. (2010). Phenylketonuria. The Lancet, 376(9750), 1417-1427.

Radwanski, E. R., & Last, R. L. (1995). Tryptophan biosynthesis and metabolism: Biochemical and molecular genetics. The Plant Cell, 7(7), 921-934.

Richard, D. M., Dawes, M. A., Mathias, C. W., et al. (2009). L-Tryptophan: Basic metabolic functions, behavioral research and therapeutic indications. International Journal of Tryptophan Research, 2, 45-60.

Vogt, T. (2010). Phenylpropanoid biosynthesis. Molecular Plant, 3(1), 2-20.

Widhalm, J. R., & Dudareva, N. (2015). A familiar ring to it: Biosynthesis of plant benzoic acids. Molecular Plant, 8(1), 83-97.

Vlot, A. C., Dempsey, D. A., & Klessig, D. F. (2009). Salicylic acid, a multifaceted hormone to combat disease. Annual Review of Phytopathology, 47, 177-206.

DellaPenna, D., & Pogson, B. J. (2006). Vitamin synthesis in plants: Tocopherols and carotenoids. Annual Review of Plant Biology, 57, 711-738.

Block, A., Widhalm, J. R., Fatihi, A., et al. (2014). The origin and biosynthesis of the benzenoid moiety of ubiquinone (Coenzyme Q) in Arabidopsis. The Plant Cell, 26(4), 1938-1948.

van Oostende, C., Widhalm, J. R., & Basset, G. J. (2011). Vitamin K1 (phylloquinone): Function, enzymes and genes. Advances in Botanical Research, 59, 159-190.

Hanson, A. D., & Gregory, J. F. (2011). Folate biosynthesis, turnover, and transport in plants. Annual Review of Plant Biology, 62, 105-125.

Duke, S. O., & Powles, S. B. (2008). Glyphosate: A once-in-a-century herbicide. Pest Management Science, 64(4), 319-325.

Guyton, A. C., & Hall, J. E. (2021). Guyton and Hall Textbook of Medical Physiology (14th ed.). Elsevier.

Uyarı Bu web sitesinin içeriği bilgilendirme amaçlıdır ve kişisel tıbbi tavsiye verme amacı taşımaz. Sağlığınızla ilgili tüm sorularınız için sağlık uzmanına başvurmalısınız.

hayatboyubeslenme Hayat Boyu Beslenme

En çok okunanlar

Stresle başetme: Huzuru bulmanın yolu

「 Çözüm roket tasarlayıp fırlatmakta yada bilimde teknolojide değil. Özgüvende cesarette bile değil. Çözüm akılda, kalpte, gönülde. İnanç her neredeyse çözüm orada. Hapsolmuş, kaybolmuş, yalnız çaresiz kalmış, yolunu şaşırmış insanlığın çözümü.. 」

Hayat Boyu Beslenme: Bilinmeyen

「 Tek gerçek bilgelik, hiçbir şey bilmediğini bilmektir. 」

Bilinçli yemek: Aralıklı açlık nedir nasıl uygulanır

Son dönemin en çok araştırma yapılan konulardan biri de açlık . Çoğunluğu hayvanlar üzerinde denenmiş olmakla birlikte çalışmaların verdiği sonuçlar açlık hakkında daha olumlu düşünmeye teşvik ediyor. Daha çok insan temelli araştırmaya ihtiyaç olduğu kesin. Fakat eldeki verilerin önemli bir kısmı en basit ifadeyle, aralıklı açlık ile iyileşen insülin duyarlılığı, azalan büyüme horomonu ve insülin benzeri büyüme faktörü 1 ( IGF-1 ) olduğunu gösteriyor. Bu da daha düzenli kan şekeri, daha az yağ tutulumu ve daha az yaşlanma demek aslında. ( farklı sonuçlar: insülin direnci , artan büyüme hormonu ) Aralıklı açlık nedir? Tıpta aralıklı oruç ( intermittent fasting ), dönüşümlü açlık ve zaman kısıtlı açlık gibi türleri olan bilinçli aç kalma hali. Aslında eskiden beri kültürlerin ve çoğu inancın da bir parçası. Türk kültüründe 'azı karar çoğu zarar' deyişi, Japon adalarında 'hara hachi bunme' (腹八分目) yani 'midenin (onda) sekizlik kısmı' olarak tercüm...

Depreme hazırlıklı olmak: Erken uyarı sistemi

D ünyadaki en yoğun üç deprem kuşağından biri, Alp-Himalaya Deprem Kuşağında yer alan bir deprem ülkesi Türkiye 6 Şubat'a depremle uyanır. Depremden saatler sonra yakın uzak birçok ildeki telefonlarda erken uyarı sisteminin yeni bir deprem ikazı vermesiyle saniyeler içinde sarsıntı başlar. Maraş'ı ikinci yıkıcı deprem vurmuştur.

Göbek yağının tehlikesi ve yağ yakmanın matematiği

B el çevresinde göze çarpan bir yağlanma oluşmaya başlamışsa dikkat! Çünkü bu genişleme insulin direncinden, polikistik over sendromuna (PCOS), depresyona, demansa, uyku apnesine, kalp damar hastalıklarına, karaciğer yağlanmasına, kolon, meme, prostat kanserlerine kadar birçok hayati sorun için ihtardır.

COVID-19: Hastalıkla ilişkili bulunan kriter

Dünya Sağlık Örgütü ( WHO ) tarafından 11 Mart 2020'de küresel salgın ilan edilen yeni koronavirüs hastalığı ( COVID - 19 ) için aşı çalışmaları ve aşıya karşı çelişkili görüşler devam ederken, insanımıza düşen ilk ve öncelikli tedbir kontrollü sosyal hayattır. Pandeminin getirdiği kısıtlamalar alışkanlıkları ve hayat kalitesi n i farklı şekilde etkilemiş olabilir. Fakat pandemi krizi nde süreci kısaltacak başetme yollarıda yok değil. Koronavirüs, diğer viral enfeksiyonlarda olduğu gibi kronik hastalıkların bulunduğu ve bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda daha riskli olabiliyor. Bu riskinin azaltılmasında ve bağışıklığı artırmada düzenli orta düzey fiziksel hareket , uygun beslen m e ve kaliteli uyku yu içeren hayat biçimi nin önemli bir rolü olabilir. Koronavirüs salgını içinde yaklaşan ikinci Ramazan ayında orucun , yeterli sıvı alımı, etkili beslenme ve uygun egzersiz ile desteklenmesi bağışıklık sistemini iyileştirebilir . Şuana kadar kanıtlanmış te...

Çay: Demleme şekli ve antioksidan etkisi

Türkiye ve dünya genelinde sudan sonra çay , en çok tüketilen içeceklerden biridir. Camellia Sinensis adlı çay bitkisinin yaprakları; soldurma, fermantasyon, kıvırma, kurutma gibi işlemlemlerden geçirilir. İşlem farklılığını göre beyaz, yeşil, matcha , oolong, siyah ve pu-erh çayları elde edilir. Çayda kafein (tein) ve antihipertansif, karaciğer koruyucu, rahatlatıcı, sakinleştirici etkisi olduğu düşünülen, çaya umami tad veren L-teanin ile birlikte 4000 civarında madde bulunur. Fiziksel ve psikolojik sağlık üzerinde olası etkilerinden dolayı EGCG (epi gallo kateşin gallat) çayın en çok araştırılan bileşenlerinden biridir. Antioksidan kapasitesi yüksek bir bileşik olan EGCG, C vitamininden 20 kat, E vitamininden 30 kat daha aktif tir. Bir flavonoid grubu polifenol olan kateşin ve türevleri (EGCG, ECG, EGC, EC); beyaz, sarı ve yeşil çayın temel bileşenleridir. Çayın kendine özgü acı - buruk tadını verir. Oolong ve siyah çay gibi yarı ve tam fermente çay üretimi için gene...

Bağırsak Beyin: Mikrobiyota nedir ne yapar

Antik Yunanca'da « küçük asa » anlamına gelen bakterilerin çoğunlukta olduğu, ve mantar, arke, virüsleri de içeren mikroorganizma topluluğuna mikrobiyota , mikro biyom yada mikrobiyal ekosistem adı verilir. İnsan mikrobiyotası ilk, anne karnında - doğum sırasında oluşmaya başlayıp yetişkin insanda, insan hücre sayısının 1.3 - 2.2 katına ve 1.5- 2 kilogram ağırlığı ile insan beyni ağırlığına ulaşır. Deri, ağız, burun, solunum sistemi, sindirim sistemi ve ürogenital sistem dahil vücudun iç ve dış bölgelerinde yaygın olarak bulunurken, bağırsak mikrobiyatası insan vücudundaki en kalabalık yerleşim yeridir, bağırsak florası olarak da adlandırılır. Henüz anlaşılamayan yollarla enterik sinir sistemi (ESS) ve merkezi sinir sisteminde (MSS) etkili olan bağırsak mikrobiyatası ; vitamin (B1, B5, B7, B9, B12, K2), nöro transmiter (serotonin, dopamin, GABA), metabolizma ve iştahı düzenleyen kısa zincirli yağ asitleri ( bütirik asit , propionik asit, asetik asit), konjuge lino...

Acı su gerçekleri: Ne kadar su harcıyoruz?

Hepimizin 💧 suya ihtiyacı var ama yeryüzünde suyun sadece % 2️.5 'i tatlı 💧 su yani içilebilir 🚰 su.

Aralıklı açlık: Sağlık etkileri

Uluslararası Hastalık Sınıflama ( ICD-11 ) kılavuzunda 5A00–5D46 kodlu Endokrin, Nutrisyonel ve Metabolik Hastalıklar sınıfında yer alan metabolik sendrom; artmış bel çevresi, yüksek kan basıncı, yüksek trigliserit, düşük HDL, bozulmuş açlık kan şekeri gibi faktörlerden en az üçünü içeren bir modern zaman sağlık sorunudur.  Genetik eğilim bir neden olmakla birlikte, temelinde masabaşı işlerle yaygınlaşan hareketsiz hayat, hazır besin zincirlerine bağımlı ve/ veya gereğinden fazla ve sağlıksız beslenmenin neden olduğu insülin direnci yatar. Bu sorunun önlenmesinde temel yöntem ise stres , si ga ra , al k ol üçlüsünden uzak, fiziksel olarak hareketli ve beslenme düzeninin de planlandığı hayat tarzı değişikliğidir. Toplumda yaygın bazı kanser türlerini de tetikleyebilen metabolik sendromun tedavisinde aralıklı açlık , yararlı bir etki oluşturabilir. Başlangıç ve bitiş zamanına göre aralıklı açlık iki sınıfa ayrılır: Şafakta başlayıp günbatımında biten, çoğunlukla insanların...