Ana içeriğe atla

Stresle başetme: Huzuru bulmanın yolu


「 Çözüm roket tasarlayıp fırlatmakta yada bilimde teknolojide değil. Özgüvende cesarette bile değil. Çözüm akılda, kalpte, gönülde. İnanç her neredeyse çözüm orada. Hapsolmuş, kaybolmuş, yalnız çaresiz kalmış, yolunu şaşırmış insanlığın çözümü.. 」
Moondust, The Crown.
Stresi nasıl azaltılabilir stres yönetimi huzuru bulmanın yolu

Uykusuzluk, unutkanlık, sinirlilik, ateş basması, nefes alamama hissi, göz kararması, baş dönmesi, karıncalanma, uyuşma.. Bu ve benzer belirtilerin görülme sıklığı artıyor. Tüm bunları tetikleyense fazla stresin yol açtığı gerginlik olabilir. Normal düzeyde, tehdit ve tehlikeye karşı doğal bir tepki olan stres etkisini arttıkça bedeni olumsuz etkilemeye başlar. Aile, iş, pandemi, ekonomi, işgal, savaş derken zorlaşan hayat insanı germeye devam eder.

Huzur özgüvenle değil Allah'a güvenle gelir. 「..Zira sen ne yeri yarabilir, ne de boyca dağlara erişebilirsin」37, İsra

Aşırı stres ve neden olduğu bunalım, depresyon tüm dünyada baş göstermiş durumda. Öte yandan bazıları için hastalık sebebi olurken bazıları stresi kullanarak motive olur enerji ve güç elde eder. Bütün stres faktörleri pozitif tutum ve uyum ister. Strese uyum göstermede yetersizlik ise virüs gibi dış etkenlerden daha çok hastalık oluşturucu ve ilerletici nedendir.

Stres anında kanda epinefrin, kortizol gibi stres hormonları artar, renk solar, solunum artar. Strese uyumun gecikmesi halinde fizyolojik denge (homeostasis) bozulur, tüm enerjisi harcayan vücut yorgun düşer. Genel adaptasyon sendromu olarak tanımlanan bu durumda bağışıklık sistemi zayıflar, vücut hastalıklara açık hale gelir, akıl ve ruh sağlığı bozulur. Dolayısıyla bağışıklığın güçlendirilmesi, hastalıkların tedavisi ve iyilik halinin korunması asıl nokta stresli koşullarda başetmektir.

Temiz hava alıp temiz su ve gıda tüketerek; doğada, evde, işte egzersiz yapıp dolaşım, sinir, kas, iskelet sistemlerini aktif tutarak; biraz yalnız kalıp doğayı dinleme biraz birlikte vakit geçirerek aile içi - dışı paylaşımda bulunarak vücuttaki toksinlerden arındırmak ve serotonin, dopamin, oksitosin seviyesini iyileştirmek, stresle başa çıkma ve ruhsal gerilimlerin azaltılmasında basit ama oldukça etkili olabiliyor.

" Dünya ki mescittir, biz onu otel yapmışız" M. İdris

İç sıkıntısı, bunalım ve stres yönetiminde ilgili önemli noktalardan biri manevi hayattır. Din, maneviyat ile ruh ve beden sağlığı ilişkisi üzerine yapılmış araştırmalar dini inanç ve ritüellerin olumlu etkilerini gösteriyor.

Örneğin düzenli bir şekilde dua etme, başkaları için dua etme, tefekkür etme, kutsal kitaptan okuma, ibadethaneye gitme, insanlarla sohbet etme, yardımlaşma, teslimiyet, kanaat ve şükretme neticesinde dini uygulamaların 

  • stresi ve oluşturduğu baskı endişeyi hafiflettiği, 
  • sinirlilik halini yatıştırdığı, 
  • moral ve motivasyon yükselttiği, 
  • sosyal çevreye katılımı sağlayarak depresyonu azalttığı, 
  • empati ve sorumluluk bilincini geliştirerek yaşama amacını hatırlattığı, 
  • madde kullanımı ve intihar oranlarını düşürdüğü, 
  • hastalıkların tedavisinde daha başarılı sonuç alındığı, 
  • iyilik halini, iç huzuru, yaşam enerjisini ve vücut direncini artırdığı
gözlenmiş.

Benzer şekilde gönüllülük faaliyetleri ile ilgili, 2016 katılımcı ile gerçekleştirilen bir çalışmada yardım almaya kıyasla birisine yardım etmek insanda daha yüksek olumlu etki oluşturmuş, akıl sağlığı üzerinde daha olumlu sonuçlar vermiş. Başka bir çalışmada katılımcılara 5 dolar veya 20 dolar verilip kendieri veya başkaları için harcamaları istenmiş. Parayı başkaları için harcayanaların daha mutlu olduğu saptanırken, kendisine harcayanlarda herhangi bir değişiklik katmamış. Dahası başkası için harcanan paranın miktarı mutlu olma düzeyini değiştirmemiş, daha az harcayanların mutluluk seviyesi çok harcayanlarla benzer bulunmuş. Yani verdiğinizin ne kadar olduğunun bir önemi yok, önemli olan vermenin kendisi. Sonuçta küçük büyük tüm cömertlikler, yardımlar insanın kendine iç huzur ve mutluluğuna yaptığı yatırım. (bkz: Mutluluk nasıl satın alınır | Michael Norton)

「Ey Muhibbî, eğer huzur içinde olmak istersen, bil vazgeçmeyi.」 Muhibbi - I. Süleyman

Yaş ilerledikçe biraz daha artma eğiliminde maneviyat ve dini hayat. Fakat günümüz genç ve yetişkin nüfusta kaybolup, yerini daha çok madde ve maddiyat almış gibi görünüyor. İman kaybı bir eksikliktir, boşluktur. Beden ve ruhta doyum, tatmin, huzur kıtlığı nedenidir. Arzu edilen her imkan elin altında olsa da, istenilen tüm amaçlara ulaşılsa da bir şeyler hep eksik, boş kalır. Sonu gelmeyen hayat telaşında ulaşılması gereken hedefler, tamamlanacak işlerden başını kaldırmaya vakit kalmaz. Bir an boş kalmamak için devamlı kaydırılan ekranlardan, insan, değil etrafını kendini bile göremez olur.

「Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki akledip idrak edecek kalpleri, işitebilecek kulakları olsun? Zira, gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler körelir.」 46, Hac.

Maneviyat azaldıkça ruh aç kalır, özellikle sel, deprem, yangın felaketlerinde hastalık, savaş gibi sıkıntılı zamanlarda yada aniden oluşuveren ruh darlığında bu açlık kendini daha çok gösterir. İnsanın gücünü aşabilen böyle durumlarda yöneldiği ilahi güç strese neden olan endişe, panik, bunalım, tükenmişlik halinde rahatlatan, umut veren güvenlik üssü olur.

"Allahʼa dayan, saʼye sarıl, hikmete ram ol..Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol" Mehmet Akif Ersoy

Farklı kıtalarda toplam 4337 kişi ile gerçekleştirilmiş son on yıldan on çalışmanın sistematik bir derlemesinde sağlıklı genç yetişkinler arasında yüksek maneviyat ve dindarlık, artan yaşam kalitesi ile ilişkili bulunmuş, yaşam kalitesini en fazla etkileyen bileşenler ise umut, iyimserlik, yaşamın anlamı, iç huzur, bütünlük, manevi güç, iman ve yüksek öz kontrol oluşturmuş.

Hayatın anlamı ve amacını bulmak

Bu yazı mühendis Prof.Dr. Halis Aydemir | Gençlerle Hasbihal başlıklı konuşmasından oluşturulmuştur.
İrade: En Büyük Özgürlük, En Ağır Yük

Allah azze ve celle, Kur'an-ı Kerim'deki vahiy ile bize gönderdiği mesajda şunu bildiriyor: Allah insanları yaratmış, bizi bir muhitte, bir ortamda yaşatmış ve bize irade nasip etmiştir. Sahip olduğunuz irade, bir şeyi istediğimiz şekilde yapabilmek keyfiyetidir. Yani biz istersek Yaratıcı'mıza karşı saygısız davranabiliyoruz, O'nu tanımamayı, tümüyle yok saymayı tercih edebiliyoruz. Bu özgürlüğümüz, bu irademiz aynı zamanda bizim açımızdan en büyük sorumluluğa dönüşüyor.

Bu sorumluluğu doğru dürüst yapabilmemiz için Allah bizde belli ölçüler var etmiştir. Bizi hayvanlardan farklı yaratmış; programlı değiliz. Etraftan veri topluyoruz, topladığımız verileri değerlendiriyoruz. Allah buna "akıl" diyor; kalbin de katıldığı bir fonksiyon. Gözlerimizle veri topluyoruz, kulaklarımızla veri topluyoruz, deneyimlerimizle ve başkalarının deneyimleriyle bilgi hazinemizi zenginleştiriyoruz. Çeşitli olaylar ve oluşlarla ilgili kanaatlerimiz var; kimisi iyi, kimisi kötü şeklinde. Bunlar bizde benzeri deneyimlerle karşı karşıya geldiğimizde ne karar vereceğimize dair bir şey oluşturuyorsa, sorumluluğumuz tam da bu noktada başlıyor.

Allah bize diyor ki: "Ben sana bunun iyisini kötüsünü öğrettim." Yüce Yaratıcı bizi karşısına aldığında, hayatımızın herhangi bir spesifik sahnesinde aldığımız kararla ilgili muhtemelen şöyle sorular yöneltecektir: "Ben sana bu olayın doğrusunun böyle olduğunu öğretmedim mi? Sen neden bunu kötü yaptın? Bunun iyi olmadığını bilmiyor muydun?"

Adem Aleyhisselam'ın ilk sınavı, bu deneyim adeta bir prototip gibidir insan açısından. Allah ona isimleri öğretti; doğruları, yanlışları öğretti. Yasakladığını açıkça söyledi: "Şu ağaca yaklaşma" diye. Eşiyle birlikte güzelce yaşa dedi. Sonra şeytanın kendisine getirdiği olumsuz söylemlere kanması neticesinde yanlışta düştü. Allah onu nasıl sorguluyorsa, bizi de benzeri şekilde sorgulayacaktır. Diyecektir ki: "Sen bu işlemi yaptın; hırsızlık, herhangi bir kişinin hakkını gasp, yahut Yüce Yaratıcı'nın haklarına karşı bir ihlal… Ben sana bunun yanlış olduğunu belli etmedim mi? Sen niye benim sana bunu belli etmeme rağmen bu yanlış yönde karar aldın?"

Hayat Bir Sınavdır
İçimizdeki iyi ile kötü arasındaki ayrımı görebildiğimiz, güzel ile çirkini, adalet ile zulmü ayırt edebildiğimiz ölçütler bizim açımızdan böyle bir sorumluluk oluşturuyor. Bu sorumlulukla geliyoruz yaşama. Geriye ne kalıyor? Hangi sınavları yaşayacağız, hangi alanlarda hangi kararlar vereceğiz? Kimisi mal konusunda belli bir sınavla karşı karşıya gelebilir; kimisi etrafındaki insanlarla olan ilişkiler hususunda… Hayatımızın örnekleri birbirimize kıyaslarsak rengârenk.

Dolayısıyla standart açısından bakarsak, erkeğiyle kadınıyla Allah bu sınavın içerisine giren insanlara, ne verdiyse, neleri öğrettiyse, hangi imkânlarla donattıysa ancak onlar üzerinden sınav yapacağını söylüyor. Bunu Kur'an-ı Kerim'de açıklıkla belirtir: "Yükellifullahu nefsen illâ me atâha" — Allah hiçbir kimseye ona vermediği bir şeyden ötürü mükellef tutmaz. Yani iyisini kötüsünü bilmediğiniz bir şeyden ötürü sorumlu tutmazsınız. "Lâ yükellifullahu nefsen illâ vüs'ahâ" — Allah hiçbir kimseye onun takati kapsamı dışında bir sorumluluk yüklemez.

Demek ki bu hayatın içerisinde Allah'ın bize verdiği imkânlar var. Önümüze gelecek olan imkânların hepsi bir sınav sahnesidir: "Hanginiz daha güzel amel yapacaksınız?" Hanginiz Yüce Yaratıcı'ya karşı yüreğinizde duyduğunuz saygıdan ötürü O'na saygısızlık etmekten imtina edecek ve doğru tercihleri takip edeceksiniz? Bu irade sizi iyi yapmaya veya kötü yapmaya müsait bir alandır. Artık kendinizi nasıl görmek istiyorsanız, kim olmak istiyorsanız, adeta kendi resminizi bir ressam edasıyla çizmeye başlıyorsunuz. İnsan, hayatı boyunca aslında kim olduğunu kendi resmini çizerek belirler.

Farklı Koşullarda Yazışıyoruz ama Fırsat Eşitliği ve İlahi Adalet
Hangi sorularla karşı karşıya geleceğimizi Yüce Yaratıcı'mız tayin ediyor. Her insanın yaşamı içerisindeki koşullar Yüce Yaratıcı tarafından belirlenmiştir. Bunu sınava gireceğiniz an sınav hocasının belirlemesine benzetebilirsiniz. Hangi sınıfta sınav olacağınız size sorulmaz; hoca sizi yerleştirir. Sınıfa girdiğinizde hoca gelir, "Ahmet sen gel şuraya, siz arkadakiler gelin bu tarafa" diye yerlerinizi değiştirebilir. Hoca yer belirlemede mutlak yetkiye sahiptir. Ama hocanın müdahale etmediği bir şey var: Cevap kâğıdına ne yazacağınız. O soruyu cevaplama, doğru şıkkı yazma hususunda hoca size müdahale etmez.

Yüce Yaratıcı'nın bizi böylesi bir sınavla sınadığının açık alametleri var. Mesela yeryüzündeki yaşama bakın, tarihe dönüp bakın. Tarihin seyri içerisinde koşullar o kadar değişiyor ki… Bundan iki yüz yıl önce hayata katılacak bir insanın yaşayacağı ortamla şu andaki bir insanın yaşayacağı ortam bu kadar farklı. Sadece hangi tarihte doğduğunuz bile yaşamınızda çok şey değiştirmektedir. Bunu kim tayin etti? Sizin tam doğduğunuz tarihte hayata katılmanızı kim belirledi? Buna dair sizin tercihiniz olmadığına göre, bu Yüce Yaratıcı'nın tercihidir. Cinsiyet olarak erkek değil de kadın gelseydik yine yaşamınız muhtemelen çok farklı olacaktı; ama bu da bizim tercihimize bağlı değildir.

Şeytan şunu fısıldıyor: "İki yüz yıl önce hayata katılan kimsenin sınavı daha mı kolay? Fırsat eşitliği açısından bugün mü daha iyi? Erkek olarak sınava katılmak mı avantajlı, kadın olarak mı? Zenginlik-fakirlik açısından?" Eğer bu koşullar kişinin sınavdaki avantajına ya da dezavantajına yansıyorsa, o zaman bu sınav baştan adil değildir dersiniz.

Kur'an'a bakarsanız, Allah insanları değişik koşullarda, rengârenk farklılıktaki sınav sahnelerinden geçirirken bir tek şey söylüyor: Hiçbir kimseye vermediği bir şeyden ötürü sorumluluk oluşturmaz. "Vallâ temennû mâ faddalellâhu bihî ba'dakum alâ ba'd" — Allah'ın birinize farklı, diğerine farklı verdiği şeyleri birbirinize bakıp temenni etmeyin. "Keşke ben de şöyle yakışıklı olsaydım, keşke zengin olsaydım, keşke erkek/kadın olsaydım" diye temenni edip durmayın. Ayetin devamında: "Lirricâli nasîbun mimmekte sebû ve lin nisâi nasîbun mimmekte sebû" — Erkekler için de kazandıklarının karşılığı var, kadınlar için de kazandıklarının karşılığı var.

Her birinize ayrı kitapçık yaratıp, ayrı sınav sahneleri yaratıp ama eşdeğer, eşit bir sorumluluktan geçirdiğini iddia ediyorsa, biz Yaratıcı'ya bu açıdan güvenmeliyiz. Çünkü O bizi sıfırdan yaratmış olandır. Ne denli bir fakirin baş başa kaldığı sorumluluktaki tercihinin anlamını, değerini, ölçüsünü bilir; ona karşılık gelecek bir zenginin kendi sınavı içerisindeki yaptığı tercihin anlamını da bilir. Senin elindeki kitapçık A kitapçığı mı, B kitapçığı mı olsun diye özenip duruyorsun; sanki B kitapçığından yapılacak sorulara iki kat karşılık verilecek! Yok böyle bir şey.

Geçmişe geri dönüp bakın: Doğduğunuz aileden başlayın. Yeryüzüne siz gönderilirken Afrikalı bir aileden değil de Anadolu coğrafyasında herhangi bir yerde doğmanızın tesadüfi olabileceğini düşünebiliyor musunuz? Bu zaten hayatınızın yüzde 90'ına renk veren bir tercih. Burada da olsanız, Amerika'da da olsanız, karşı karşıya olacağınız sorular, deneyimler ve hayatın sahneleri şekli ve ihtimaliyle farklı olacaktı.

Yüce Yaratıcı bir zenginlikle sınamayı dilerse zenginlikle sınayacak. Ne kadar zeki olursanız olun, ne kadar becerikli olursanız olun… Yarın aranızdan kimlerin çok güzel işler kurup zengin olacağına sizler de şaşıracaksınız. Bizler kendi dönemimizde şaştık. Geçenlerde bir arkadaş aradı; fabrikalar yetişemiyor, limanda işleri var… Arkadaşı hatırladım; ne sınavlarda başarılı biriydi ne de zekâsına hayranlık duyduğumuz biriydi. Gayet ortalama, biraz daha pasif, silik bir arkadaştı. Eğer hayatınızı bu merkezde planlıyorsanız, biliniz ki bu Yüce Yaratıcı'nın elindeki bir şeydir.

Koşullar Tayin Edilir, Tepkiler Size Aittir
Allah Hz. Musa Aleyhisselam'ı gecenin karanlığında, soğuğunda ailesiyle birlikte Mısır'a dönme yolculuğuna çıkmışken yolunu kaybetmişken, uzaktan bir ateş görüp "Durun, ateşten biraz getireyim ya da oradan yolu öğrenelim" dediği yerde karşıladı. "İnnî enellâhu" — Ben Allah'ım dedi. Sonra geçmişini anlattı: "Sen doğduğunda annene vahyettik; tabutun içerisine koy, suya at. Sonra seni düşman olan biri alsın. Sana süt emmeyi haram kıldık; hiçbir kadın seni emmedi. Sarayda seni sevimli kıldık, sana muhabbet koyduk. Anneni bulup getirdiler." Musa'nın o gece orada ateşe doğru gitmesi, aslında onu yaşamı boyunca oralara kadar çeken bir kaderin, takdirin getirdiği bir noktaydı.

Sanmayın ki yaşamınızın size açılan bölümleri tamamen planlanmış ve sizin yapacaklarınız da önceden tayin edilmiştir. Sizin koşullarınız, neleri yaşayacağınız tayin edilmiştir; ama sizin vereceğiniz tepkiler, sizin kararlarınız size özgüdür. Siz ne olmak istiyorsunuz? İyiler de var — Yüce Yaratıcı'nın ölçeğinde cennete gidecek olanlar; kötüler de var — cehenneme gidecek olanlar. İrademiz, önümüze gelen sınav sorularında tamamen serbestçe kullanacağımız bir iradedir. Ama hangi soruyu soracağına, kimi hangi şartlarda sınayacağına Yüce Yaratıcı kendisi karar verir.

Hakikat Yolculuğu: Sorgulama Cesareti
Şu düşünce aklınıza gelecektir: "Ben Anadolu coğrafyasında dünyaya geldim, kulağıma ezan okundu, Müslüman bir ailede doğdum. Eğer Çin'de olsaydım, ailem muhtemelen putperest olacaktı ve ben de doğal olarak putperest olacaktım. Yaşamın neticesinde cehenneme gidecektim. Bunun neresi adalet?"

Böyle düşündüğünüzde şunu söylemek istiyorum: Bir insanın gözünü açtığı dünyada, ister İslam coğrafyası olsun ister putperestliğin hâkim olduğu bir coğrafya olsun, bunun ona olumlu ya da olumsuz yönlendirmesi bağlayıcı olmamalıdır. Eğer bunu bir avantaj sayarsanız, öteki dezavantajdır; o zaman problem var demektir. Ama ben inanıyorum ki böyle bir problem, böyle bir avantaj da yok, böyle bir dezavantaj da yok.

Birinci mesele: Sorgulama. Eğer bir insan doğduğu andan itibaren kendisine telkin edilen inanç modelini sorgulamadan, ne olduğuyla ilgilenmeden kabulleniyorsa, bu süreç bir problem oluşturur. Ama eğer bir insan "Ben niye buradayım? Kim beni yarattı? Bana inanç olarak önüme konulan şey nedir? Bu gerçekten benim içselleştirdiğim, doğru bildiğim bir şey midir?" sorularını soruyorsa, bu sürece giren insanlar nerede olursa olsun aynı kümenin elemanlarıdır.

Diğer kümenin elemanları şunlardır: Doğarlar, önlerine bir öğreti getirilir, "Tamam" derler, sonra hayatın işleriyle meşgul olurlar. İnanç hâlâ ilk baştaki gibi durur. "Ne inanç deyip duruyorsunuz, başımızın üstüne" derler ama bunun ne olduğunu hiç sorgulamazlar. Bunlar, bunun ne olduğuyla hiç ilgilenmeyen kimselerdir. İnanıyorum ki aynı kimseleri alıp başka bir ortama koysanız aynı reaksiyonu göstereceklerdir.

Allah'ın kendisine nasip ettiği akılla kendi inancını sorgulama ve sorumluluğuyla baş başa kalma hususunda eğer bir kimse inisiyatif almıyorsa, içine girdiği kabın boyasıyla boyanarak yaşıyorsa, gelmiş 65-70 yaşına, ölmek üzere… "Ne yaşadım? Şöyle iş yaptım, böyle şirketler kurdum" der ama "Bu dinin ne olduğunu, neden diğerlerinden farklı olduğunu, neden hak olduğunu hiç düşündün mü?" sorusuna cevabı yoktur. Sadece "bizim olduğu için hak" demek, bir şeyi hak kılmaz.

Allah diyor ki: "Vellezîne câhedû fînâ lenahdiyennehum subulenâ" — Bizim uğrumuzda çaba gösterenlere, hakikatin peşini kovalayanlara kesinlikle yolumuzu göstereceğiz. Düşünün ki mahşerdeyiz. Allah önce sınavdan başarılı olanları alıp cennete gönderdi. Geride devasa bir kalabalık kaldı; Çinlisi de var, her coğrafyadan insan var. Onlara dedi ki: "Aranızda bir tek şöyle bir kimse kalmadı mı: 'Ben niye yaşıyorum? Kim beni var etti? Bu evreni yaratan kudret her kimse, ne olur bana yolunu göster' diyen?" Eğer aranızda böyle birisi kalmadıysa, bunların hepsi boyunlarını büküp cehenneme gidecekse, tam bir adalet gerçekleşmiş olmaz mı? Bunlar hangi coğrafyada yaşamış olurlarsa olsunlar, Allah hiç fark etmez. Kutuplara yakın bölgelerde bile olsa, "Evreni yaratan kudret her kimse, ne olur bana yolunu göster" diyenlere yolunu gösterdi, onlar kurtuldu.

Taklitçilik Tuzağı
Kalanlar, Rabbiyle bu anlamda iletişime geçmeyenler, önüne konulan inancı sorgulamadan kabul edenler… Bunlar taklitçi zümrelerdir ve bunların kurtuluşu problemlidir; ister Müslüman olsun ister başka. Bizim kendi itikad âlimlerimiz "Bu kimsenin dini imanı tehlikededir" derler. Yani sen İslam'ın neden hak din olduğuna dair bir kanaate sahip değilsen, Kur'an'ın neden Yüce Yaratıcı'nın sözü olduğu hususunda bir kanaatin yoksa, sen bir taklitçisin demektir. İki kapak arasında başka bir şey de olsaydı şu anda onu kabul ediyor olacaktın.

Elinizde bir kitap, iki kapak arası… Cennete gittiniz. Yanınızda benzeriniz bir Çinli, o da iki kapak arası bir kitaptan ötürü ama bu kez o cehenneme gitti. "Ya senin hayatın benim hayatıma o kadar benziyor; ikimiz de uzaktan tasdik edenlerdeniz. Sen niye cennete, ben niye cehenneme?" Bu mantıklı mı? Vallahi ben yanlış yerde dünyaya gelmişim, oradaki kitap iyi olanmış… Herhalde böyle değildir.

Allah, Kureyş müşriklerine "Atalarınızdan tevarüs ettiğiniz şeyi neden öylece kabulleniyorsunuz, neden akıl etmiyorsunuz?" diye soruyor. Eğer biz nötr sıfır noktasına geri dönüp, doğduğumuz andan itibaren bize öğretilenlerin hepsini bir yığın düşünüp, hepsinin yanına bir soru işareti koyup, "Ben şimdi gerçeğin ne olduğuna karar vermek istiyorum, öğrenmek istiyorum" diye tek tek eleyerek, öğrenerek, kabullenerek bir hakikat yolculuğuna çıkmaz isek, o zaman başka toplumdaki benzerimizin cehenneme gitmesiyle kendimizin cennete gideceği arasındaki yaklaşımı kabullenemeyiz.

Sorgulama şudur: "Bunun doğru olduğunu öğreneyim" değil, "Bu doğru mu, değil mi, onu öğreneyim." Eğer nötr noktaya gelmezseniz, yanlışsa da yanlış olduğunu itiraf edeceğim noktasına inip bu ciddiyette yol almazsanız, o zaman şaka gibi bir şey yapıyorsunuz demektir. Bu süreci tamamladığınızda, gerçekten bedelini ödediğinizde, ikna olduğunuzda işte o zaman sağlam bir imana sahip olursunuz.

Kendi Resminizi Çizin
Kitabını okuma öğrenme konusunda: Bir İTÜ mezunu arkadaşımla yıllar önce benzer bir sohbet yaptık. "Ben Arapça öğretiyorum, gel" dedim. "Bu yaştan sonra bilmiyorum" dedi. "Bunun ucunda sonsuz bir mutluluktan söz ediyorum; yorgunluğun olmadığı, sıkıntının olmadığı, riskin olmadığı muazzam bir yaşam vaadinden söz ediyorum. Bunun için dil öğrenmeye, hakikati yoklamaya değmez mi?" Düşündü, taşındı, "Tamam" dedi, geldi. Bir süre ilgilendi Arapçayla. Sonra iş yerinde demişler ki "İngilizce'de şu kadar alırsanız maaşınıza yüzde on ilave olacak." Arapçayı bıraktı, gitti İngilizce kursuna. Deli gibi çalıştı; sınavdan 80 mi, 90 mı olması gerekiyor, maaşına ilaveten gelecek para için… Haftada beş gün gidiyordu.

Bizim yaklaşımımız, yaptığımız şeyler, niye ne kadar değer verdiğimizi ele veriyor aslında. Allah sizi yaşamınızdan çıkartıp gösterecek: "Bak, İngilizce'ye bu kadar ilgilendin, niye? Şu nedenlerden dolayı. Ben sana sonsuz bir yaşam vadetmiştim, sen ciddiye almadın." O anda ne açıklama yapabileceğiz?

Arapça rahatlıkla bir-bir buçuk sene içerisinde öğrenilebilir. Üstelik Arapça, bugüne kadar öğrendiğiniz dillerden hepsinden daha kolaydır. Neden? Çünkü Arapça'da istisnalar yoktur; kurallı bir dildir. Fransızca öğrenmeye kalkanınız dersi anlatıyor, sonra "Şimdi istisnalara geçiyoruz" diyor; bir dersin anası bir de onun kaç katı kadar istisnaları sürüyor. Arapça matematik gibi bir dildir; kolaylıkla öğrenilir. Bu kitapla doğrudan temas kurmak, sizi yaratan kimseyle karşılıklı konuşmak, O'nun sözüyle muhatap olmak… Bunu yaşayabilmek için topu topu bir yılınızı alır. Üstelik mevcut işlerinizi bozmadan.

Önce kitapla çok sıkı iletişim kurup kendinizi ikna etmelisiniz. Bu kitabı sahiplenmelisiniz; kitabın doğru olduğuna siz içtenlikle vakıf olmalısınız. "Ben bunu hallettim, size sağlık veriyorum" gibi bir fotoğraf çıkıyorsa yanlıştır. "Ben bu sürece girdim, ilerliyorum, bu çaba içerisindeyim; bunun doğru olduğuna inandığım için sizinle paylaşıyorum" demelisiniz. Çünkü diğer türlü çok devasa soruların karşısında ezilip kalırız.

Amel boyutundaki işler, inanç boyutundaki sağlam temelin yanında çok minik şeylerdir. Önce inanç, önce hakikat, önce sorgulama… Allah bizi hakikatin peşine gidelim, hakikati anlamaya çalışalım ve sahip olduğumuz bu muazzam cevherleri işletelim diye yarattı. Bu sorumluluktan kaçarsak, kendimize yazık ederiz.

Çeşitli araştırmalarda bildirilen sonuçlara benzer biçimde, ileri yaşta yada genç olsun, herhangi bir hastalığı bulunanan bireylerde olduğu gibi sağlıklı bireylerde de maneviyat ve dini hayatın varlığı insana amaç duygusu, varoluş sebebi (ikigai /生き甲斐) vererek olumsuz durumlarla başetmek, depresyonu azaltmak, ruh akıl ve beden sağlığını korumak ve sosyal destek sağlamak için önemli rol üstlenir. Çünkü gönülden inanıp iman etmek, tükenmisşlikten stresten kederden emniyette olmaktır.

Hayat boyu beslenme : minell's projesi , hayatboyubeslenme 

「 Kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur. 」 28, Rad.

Kaynaklar ve İleri Okuma

Russell, G., Lightman, S. The human stress response. Nature Review Endocrinolgy 15, 525–534 (2019). https://doi.org/10.1038/s41574-019-0228-0

Whitehead O, Jagger C, Hanratty B. What do doctors understand by spiritual health? A survey of UK general practitioners. BMJ Open 2021;11:e045110. doi: 10.1136/bmjopen-2020-045110

Vaaler, M L. Losing My Religion: The Social Sources of Religious Decline in Early Adulthood, Social Forces, Volume 85, Issue 4, June 2007, Pages 1667–1692, https://doi.org/10.1353/sof.2007.0083

Norenzayan, A., & Gervais, W. M. (2013). The origins of religious disbelief. Trends in cognitive sciences, 17(1), 20-25.

Borges CC, Dos Santos PR, Alves PM, Borges RCM, Lucchetti G, Barbosa MA, Porto CC, Fernandes MR. Association between spirituality/religiousness and quality of life among healthy adults: a systematic review. Health Qual Life Outcomes. 2021 Oct 21;19(1):246. doi: 10.1186/s12955-021-01878-7. PMID: 34674713; PMCID: PMC8529786.

Rossato L, Ullán AM, Scorsolini-Comin F. Religious and Spiritual Practices Used by Children and Adolescents to Cope with Cancer. J Relig Health. 2021 Dec;60(6):4167-4183. doi: 10.1007/s10943-021-01256-z. Epub 2021 Apr 19. Erratum in: J Relig Health. 2021 Jun 26;: PMID: 33871781.

Aknin, L. B., Dunn, E. W., Proulx, J., Lok, I., & Norton, M. I. (2020). Does spending money on others promote happiness?: A registered replication report. Journal of Personality and Social Psychology, 119(2), e15–e26.

Çalgan, Mehmet Ali . "Stres Çağında Huzuru Yakalamak: Hadisler Işığında Dindarlık-Huzur İlişkisi". İslami İlimler Araştırmaları Dergisi / 9 (Haziran 2021): 54-78 .

Lucette A, Ironson G, Pargament KI, Krause N. Spirituality and Religiousness are Associated With Fewer Depressive Symptoms in Individuals With Medical Conditions. Psychosomatics. 2016 Sep-Oct;57(5):505-13. doi: 10.1016/j.psym.2016.03.005. Epub 2016 Mar 24. PMID: 27156858.

Gareth J. Morris & Tina McAdie (2009) Are personality, well-being and death anxiety related to religious affiliation?, Mental Health, Religion & Culture, 12:2, 115-120, DOI: 10.1080/13674670802351856

Kenneth I Pargament, The Psycology of Religion Coping: Theory, Research, Practice, The Guilford Press, New York 1997, s. 90.

Erkan Kavas, “Dini Tutum–Stresle Başa Çıkma İlişkisi”, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı 37, Temmuz 2013, s. 143.

Loewenthal KM, Cinnirella M, Evdoka G, Murphy P. Faith conquers all? Beliefs about the role of religious factors in coping with depression among different cultural-religious groups in the UK. Br J Med Psychol. 2001 Sep;74(Pt 3):293-303. PMID: 11589323.

Borges, C.C., dos Santos, P.R., Alves, P.M. et al. Association between spirituality/religiousness and quality of life among healthy adults: a systematic review. Health Qual Life Outcomes 19, 246 (2021). https://doi.org/10.1186/s12955-021-01878-7

Horozcu, Ü. "Tecrübî Araştırmalar Işığında Dindarlık ve Maneviyat ile Ruhsal ve Bedensel Sağlık Arasındaki İlişki". Milel ve Nihal 7 (2010 ): 209-240

Uchino, B., Smith, T., Holt-Lunstad, J., Campo, R., & Reblin, M. (2007). Stress and Illness. In J. Cacioppo, L. Tassinary, & G. Berntson (Eds.), Handbook of Psychophysiology (pp. 608-632). Cambridge: Cambridge University Press.

En çok okunanlar

Hayat Boyu Beslenme: Bilinmeyen

「 Tek gerçek bilgelik, hiçbir şey bilmediğini bilmektir. 」

Bilinçli yemek: Aralıklı açlık nedir nasıl uygulanır

Son dönemin en çok araştırma yapılan konulardan biri de açlık . Çoğunluğu hayvanlar üzerinde denenmiş olmakla birlikte çalışmaların verdiği sonuçlar açlık hakkında daha olumlu düşünmeye teşvik ediyor. Daha çok insan temelli araştırmaya ihtiyaç olduğu kesin. Fakat eldeki verilerin önemli bir kısmı en basit ifadeyle, aralıklı açlık ile iyileşen insülin duyarlılığı, azalan büyüme horomonu ve insülin benzeri büyüme faktörü 1 ( IGF-1 ) olduğunu gösteriyor. Bu da daha düzenli kan şekeri, daha az yağ tutulumu ve daha az yaşlanma demek aslında. ( farklı sonuçlar: insülin direnci , artan büyüme hormonu ) Aralıklı açlık nedir? Tıpta aralıklı oruç ( intermittent fasting ), dönüşümlü açlık ve zaman kısıtlı açlık gibi türleri olan bilinçli aç kalma hali. Aslında eskiden beri kültürlerin ve çoğu inancın da bir parçası. Türk kültüründe 'azı karar çoğu zarar' deyişi, Japon adalarında 'hara hachi bunme' (腹八分目) yani 'midenin (onda) sekizlik kısmı' olarak tercüm...

Depreme hazırlıklı olmak: Erken uyarı sistemi

D ünyadaki en yoğun üç deprem kuşağından biri, Alp-Himalaya Deprem Kuşağında yer alan bir deprem ülkesi Türkiye 6 Şubat'a depremle uyanır. Depremden saatler sonra yakın uzak birçok ildeki telefonlarda erken uyarı sisteminin yeni bir deprem ikazı vermesiyle saniyeler içinde sarsıntı başlar. Maraş'ı ikinci yıkıcı deprem vurmuştur.

Göbek yağının tehlikesi ve yağ yakmanın matematiği

B el çevresinde göze çarpan bir yağlanma oluşmaya başlamışsa dikkat! Çünkü bu genişleme insulin direncinden, polikistik over sendromuna (PCOS), depresyona, demansa, uyku apnesine, kalp damar hastalıklarına, karaciğer yağlanmasına, kolon, meme, prostat kanserlerine kadar birçok hayati sorun için ihtardır.

COVID-19: Hastalıkla ilişkili bulunan kriter

Dünya Sağlık Örgütü ( WHO ) tarafından 11 Mart 2020'de küresel salgın ilan edilen yeni koronavirüs hastalığı ( COVID - 19 ) için aşı çalışmaları ve aşıya karşı çelişkili görüşler devam ederken, insanımıza düşen ilk ve öncelikli tedbir kontrollü sosyal hayattır. Pandeminin getirdiği kısıtlamalar alışkanlıkları ve hayat kalitesi n i farklı şekilde etkilemiş olabilir. Fakat pandemi krizi nde süreci kısaltacak başetme yollarıda yok değil. Koronavirüs, diğer viral enfeksiyonlarda olduğu gibi kronik hastalıkların bulunduğu ve bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda daha riskli olabiliyor. Bu riskinin azaltılmasında ve bağışıklığı artırmada düzenli orta düzey fiziksel hareket , uygun beslen m e ve kaliteli uyku yu içeren hayat biçimi nin önemli bir rolü olabilir. Koronavirüs salgını içinde yaklaşan ikinci Ramazan ayında orucun , yeterli sıvı alımı, etkili beslenme ve uygun egzersiz ile desteklenmesi bağışıklık sistemini iyileştirebilir . Şuana kadar kanıtlanmış te...

Çay: Demleme şekli ve antioksidan etkisi

Türkiye ve dünya genelinde sudan sonra çay , en çok tüketilen içeceklerden biridir. Camellia Sinensis adlı çay bitkisinin yaprakları; soldurma, fermantasyon, kıvırma, kurutma gibi işlemlemlerden geçirilir. İşlem farklılığını göre beyaz, yeşil, matcha , oolong, siyah ve pu-erh çayları elde edilir. Çayda kafein (tein) ve antihipertansif, karaciğer koruyucu, rahatlatıcı, sakinleştirici etkisi olduğu düşünülen, çaya umami tad veren L-teanin ile birlikte 4000 civarında madde bulunur. Fiziksel ve psikolojik sağlık üzerinde olası etkilerinden dolayı EGCG (epi gallo kateşin gallat) çayın en çok araştırılan bileşenlerinden biridir. Antioksidan kapasitesi yüksek bir bileşik olan EGCG, C vitamininden 20 kat, E vitamininden 30 kat daha aktif tir. Bir flavonoid grubu polifenol olan kateşin ve türevleri (EGCG, ECG, EGC, EC); beyaz, sarı ve yeşil çayın temel bileşenleridir. Çayın kendine özgü acı - buruk tadını verir. Oolong ve siyah çay gibi yarı ve tam fermente çay üretimi için gene...

Bağırsak Beyin: Mikrobiyota nedir ne yapar

Antik Yunanca'da « küçük asa » anlamına gelen bakterilerin çoğunlukta olduğu, ve mantar, arke, virüsleri de içeren mikroorganizma topluluğuna mikrobiyota , mikro biyom yada mikrobiyal ekosistem adı verilir. İnsan mikrobiyotası ilk, anne karnında - doğum sırasında oluşmaya başlayıp yetişkin insanda, insan hücre sayısının 1.3 - 2.2 katına ve 1.5- 2 kilogram ağırlığı ile insan beyni ağırlığına ulaşır. Deri, ağız, burun, solunum sistemi, sindirim sistemi ve ürogenital sistem dahil vücudun iç ve dış bölgelerinde yaygın olarak bulunurken, bağırsak mikrobiyatası insan vücudundaki en kalabalık yerleşim yeridir, bağırsak florası olarak da adlandırılır. Henüz anlaşılamayan yollarla enterik sinir sistemi (ESS) ve merkezi sinir sisteminde (MSS) etkili olan bağırsak mikrobiyatası ; vitamin (B1, B5, B7, B9, B12, K2), nöro transmiter (serotonin, dopamin, GABA), metabolizma ve iştahı düzenleyen kısa zincirli yağ asitleri ( bütirik asit , propionik asit, asetik asit), konjuge lino...

Acı su gerçekleri: Ne kadar su harcıyoruz?

Hepimizin 💧 suya ihtiyacı var ama yeryüzünde suyun sadece % 2️.5 'i tatlı 💧 su yani içilebilir 🚰 su.

Aralıklı açlık: Sağlık etkileri

Uluslararası Hastalık Sınıflama ( ICD-11 ) kılavuzunda 5A00–5D46 kodlu Endokrin, Nutrisyonel ve Metabolik Hastalıklar sınıfında yer alan metabolik sendrom; artmış bel çevresi, yüksek kan basıncı, yüksek trigliserit, düşük HDL, bozulmuş açlık kan şekeri gibi faktörlerden en az üçünü içeren bir modern zaman sağlık sorunudur.  Genetik eğilim bir neden olmakla birlikte, temelinde masabaşı işlerle yaygınlaşan hareketsiz hayat, hazır besin zincirlerine bağımlı ve/ veya gereğinden fazla ve sağlıksız beslenmenin neden olduğu insülin direnci yatar. Bu sorunun önlenmesinde temel yöntem ise stres , si ga ra , al k ol üçlüsünden uzak, fiziksel olarak hareketli ve beslenme düzeninin de planlandığı hayat tarzı değişikliğidir. Toplumda yaygın bazı kanser türlerini de tetikleyebilen metabolik sendromun tedavisinde aralıklı açlık , yararlı bir etki oluşturabilir. Başlangıç ve bitiş zamanına göre aralıklı açlık iki sınıfa ayrılır: Şafakta başlayıp günbatımında biten, çoğunlukla insanların...