Ana içeriğe atla

Salmonella salgını ve besin kaynaklı zehirlenmeler

A
vrupa'da yumurtalardan kaynaklanan büyük bir salmonella salgını yaşanıyor. Belçika'nın kuzeyindeki Geel kentinde bir yumurta çiftliğinde tespit edilen bakteriler yaklaşık 2 milyon yumurtayı kontamine etti ve bu yumurtalar Colruyt, Aldi, Carrefour gibi dev market zincirlerinin raflarına çoktan yerleşmişti bile. Nisanda başlayan vakalar kısa sürede kontrolden çıktı. Ağustos ayına gelindiğinde Belçika'da 306 kişi hastalanmış, salgın Fransa, Hollanda, İtalya, İspanya, Portekiz, Polonya ve Çekya'ya sıçramıştı. Belçika gıda güvenliği ajansı bunu ülkenin gördüğü en geniş kümelenme olarak tanımladı.

İngiltere'de tablo daha da vahim. 474 vaka, iki ölüm ve hastaneye kaldırılan yüzlerce hasta var. Hastaların büyük kısmı evde değil dışarıda yemek yedikten sonra hastalandı. Özellikle kayısı kıvamındaki klasik İngiliz kahvaltısı yumurtası baş şüpheli konumunda. İngiliz sağlık yetkilileri vakaların ithal yumurtalardan kaynaklandığını düşünüyor ve kaynağın Ukrayna olduğu düşünülüyor. Ukrayna'dan İngiltere'ye yumurta ithalatı son bir yılda yüzde 65 artarak 11 milyon kilograma ulaştı. Sorunun kökünde ise Ukrayna'nın tavuk aşılamasını zorunlu tutmaması yatıyor.

Peki nedir bu salmonella? Aslında tavukların, sığırların ve domuzların bağırsaklarında sessizce yaşayan bir bakteri ailesi. Hayvanlar için çoğu zaman zararsız ama insan vücuduna girdiğinde işler değişiyor. Kirli yumurta, az pişmiş tavuk ya da kontamine su yoluyla mideye ulaşan bakteri 12 ila 72 saat içinde saldırıya geçiyor. İshal, ateş, karın krampları ve kusma başlıyor. Sağlıklı bir yetişkin için bu genellikle birkaç günlük kötü bir deneyim olarak kalıyor ama yaşlılar, bebekler ve bağışıklığı zayıf insanlar için tablo çok daha karanlık. Bakteri kana karışırsa sepsis ve menenjit gibi hayati tehlikeler kapıda.


Sık görülen gıda zehirlenmeleri ve nedenleri

Bakteriyel Gıda Zehirlenmeleri
Salmonella, genellikle çiğ veya az pişmiş tavuk, yumurta, et ve süt ürünlerinin tüketilmesiyle bulaşır. Ateş, bulantı, kusma, şiddetli karın ağrısı ve sulu veya bazen kanlı ishal gibi belirtilere neden olabilir.

Clostridium botulinum (Botulizm): Oksijensiz ortamlarda felç edici bir zehir üreten bu mikrop, en çok hatalı ev konservelerinde ve bebekleri zehirleyen balda bulunur.Çift görme ve yutma güçlüğüyle başlayıp solunum felcine yol açan kas güçsüzlüğü belirtileri gösterir. Korunmak için konserveleri yemeden önce 10 dakika kaynatmak ve kapağı şişmiş kutuları çöpe atmak gerekir.

Listeria monocytogenes: Buzdolabının soğuğunda bile üreyen bu tehlikeli bakteri, en çok çiğ süt/peynir, sosis-salam gibi hazır etler ve kirli sebzelerde yaşar. Şiddetli ateş ve kas ağrısıyla başlayıp, hamilelerde düşük veya ölü doğuma neden olan enfeksiyon belirtileri gösterir. Korunmak için sadece pastörize ürünler seçilmeli, hazır etler iyice ısıtılmalı ve sebzeler çok iyi yıkanmalıdır.

Staphylococcus aureus, özellikle mayonezli soslar, kremalı pastalar ve oda sıcaklığında uzun süre bekletilen ev yemeklerinde hızla çoğalabilir. Toksinlerinin etkisiyle genellikle ateş yükselmeden, kısa sürede başlayan yoğun kusma, bulantı ve karın kramplarına yol açar.

Campylobacter, özellikle az pişmiş tavuk eti, kontamine sular ve çiğ süt yoluyla bulaşır. Sulu veya kanlı ishal, yüksek ateş ve kramp tarzında karın ağrısı en sık görülen belirtileridir.

Escherichia coli E. coli, iyi pişmemiş kıyma, yeterince yıkanmamış veya kirli çiğ sebze ve meyveler ile kontamine sular aracılığıyla bulaşabilir. Özellikle bazı türleri şiddetli karın ağrısı ve kanlı ishale neden olabilir.

Clostridium perfringens, büyük miktarlarda pişirildikten sonra oda sıcaklığında uzun süre bekletilen et yemekleri ve güveç gibi yiyeceklerde çoğalabilir. Genellikle kusma görülmeden şiddetli karın ağrısı, gaz ve sulu ishale neden olur.

Bacillus cereus, özellikle pişirildikten sonra oda sıcaklığında bekletilen pirinç pilavı ve diğer nişastalı gıdalarda çoğalabilir. Bakterinin oluşturduğu toksinin türüne bağlı olarak yoğun kusma veya ishal görülebilir.

Korunma yolları: Et ve tavuk ürünleri tamamen pişirilmeli, çiğ ve pişmiş gıdalar birbirinden ayrı tutulmalı ve çapraz bulaşma önlenmelidir. Pişmiş yemekler oda sıcaklığında uzun süre bekletilmemeli, özellikle pirinç ve et yemekleri uygun sıcaklıkta muhafaza edilmelidir.

Viral Gıda Zehirlenmeleri
Norovirüs, özellikle kontamine sular, çiğ veya yeterince temizlenmemiş sebzeler, salatalar ve çiğ kabuklu deniz canlıları aracılığıyla bulaşabilir. Ani başlayan kusma, sulu ishal, karın krampları ve halsizlik ile kendini gösterir.

Hepatit A virüsü, kirli sular veya enfekte kişilerin hazırladığı yiyecekler aracılığıyla bulaşabilir. Karaciğeri etkileyen bu enfeksiyon; halsizlik, ateş, bulantı ve ilerleyen dönemde sarılık gibi belirtilere yol açabilir.

Korunma yolları: Ellerin özellikle yemek hazırlamadan ve tuvalet kullanımından sonra iyice yıkanması, içme suyunun güvenli olduğundan emin olunması ve çiğ tüketilen sebze ve meyvelerin uygun şekilde temizlenmesi önemlidir. Enfekte kişilerin başkaları için yemek hazırlamasından kaçınılmalıdır.

Paraziter Gıda Enfeksiyonları
Toxoplasma gondii, özellikle iyi pişmemiş etlerin tüketilmesi veya kedi dışkısıyla temas etmiş ve yeterince yıkanmamış sebzelerin tüketilmesiyle bulaşabilir.

Giardia ve Cryptosporidium, çoğunlukla arıtılmamış veya kontamine yüzey sularının içilmesi ya da bu sularla temas etmiş gıdaların tüketilmesi sonucunda bulaşır. Uzun süren ve tekrarlayan sulu ishal, karın krampları, kilo kaybı ve halsizlik görülebilir.

Korunma yolları: Güvenli içme suyu kullanılmalı, güvenilir olmayan sular kaynatılarak tüketilmeli ve çiğ sebze ile meyveler akan su altında iyice yıkanmalı veya uygun durumlarda soyulmalıdır. Et ürünleri de güvenli iç sıcaklığa ulaşacak şekilde pişirilmelidir.

Doğal Toksinlere Bağlı Zehirlenmeler
Mantar zehirlenmesi, doğadan rastgele toplanan ve zehirli türlerin tüketilmesi sonucunda ortaya çıkabilir. Özellikle Amanita phalloides gibi bazı mantarlar ciddi karaciğer ve böbrek hasarına, hatta ölümcül organ yetmezliğine neden olabilir.

Solanin zehirlenmesi, özellikle filizlenmiş veya güneş ışığına maruz kalarak yeşermiş patateslerde biriken solanin maddesinin yüksek miktarda alınmasıyla ortaya çıkabilir. Bulantı, kusma, karın ağrısı ve nörolojik belirtilere neden olabilir.

Deniz canlılarında bulunan toksinler, zehirli planktonlarla beslenen midye ve istiridye gibi kabuklu deniz canlılarının tüketilmesiyle alınabilir. Ayrıca uygun koşullarda saklanmayan ton balığı ve uskumru gibi balıklarda histamin yani scombrotoxin birikimi görülebilir. Bu toksinler ağır alerjik reaksiyonlara ve bazı durumlarda nörolojik belirtilere yol açabilir.

Mikotoksinler, nemli ve uygun olmayan koşullarda depolanan kuruyemiş, tahıl ve kuru meyvelerde gelişen bazı küflerin ürettiği toksik maddelerdir. Aflatoksin gibi mikotoksinlere uzun süre maruz kalınması organ hasarına ve ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

Korunma yolları: Türü kesin olarak bilinmeyen yabani mantarlar tüketilmemeli, filizlenmiş veya yeşermiş patatesler kullanılmamalı ve balık ile kabuklu deniz ürünleri taze olarak, uygun sıcaklık koşullarında muhafaza edilmelidir. Küflenmiş veya uygun olmayan koşullarda saklanmış gıdalar tüketilmemelidir.

Kimyasal ve Ağır Metal Kaynaklı Zehirlenmeler
Tarım ilaçları yani pestisitler, özellikle uygun şekilde temizlenmemiş meyve ve sebzelerin üzerindeki kalıntılar yoluyla vücuda alınabilir. Alınan kimyasalın türüne ve miktarına bağlı olarak bulantı, kusma, karın ağrısı, baş dönmesi ve diğer zehirlenme belirtileri ortaya çıkabilir.

Ağır metal zehirlenmeleri, kurşun veya bakır gibi metallerin gıdaya geçmesi sonucunda meydana gelebilir. Özellikle kalaysız bakır kaplarda veya asidik gıdaların uygun olmayan metal kaplarda uzun süre bekletilmesi, metallerin gıdaya geçişini artırabilir.

Korunma yolları: Meyve ve sebzeler tüketilmeden önce akan su altında iyice yıkanmalı, asidik ve sıcak gıdalar kalaysız bakır veya gıdayla temas için uygun olmayan metal kaplarda saklanmamalı ve pişirilmemelidir.

Burada ürkütücü bir detay var. Kontamine bir yumurtayı koklayarak, tadarak ya da görünüşüne bakarak anlayamazsınız. Yumurta gayet taze ve normal görünür ama içinde binlerce salmonella hücresi barındırabilir. Bu da onu bir nevi Truva atına benzetiyor. Dışarıdan sağlam görünen bir yumurtanın içi tam bir bakteri yuvası olabilir.

Salmonella mücadelesi aslında çok eskiye dayanıyor. Bakteri adını Amerikalı veteriner Daniel Elmer Salmon'dan almış. 1885 yılında domuz kolerası araştırmaları sırasında ilk kez tanımlanmış. 

1980'lerin sonuna gelindiğinde İngiltere'de yumurta kaynaklı salmonella vakaları patlama yaptı. O dönem bir İngiliz bakanın yumurta yemeyin uyarısı ülke çapında büyük bir paniğe yol açtı. Bu kriz bir dönüm noktası oldu. 1990'ların ortasında İngiltere cesur bir adım attı ve ticari tavuk sürülerini salmonella'ya karşı aşılamaya başladı. Sonuçlar muhteşemdi. Yumurta kaynaklı vakalar dramatik biçimde düştü. 1998'de British Lion adlı bir kalite programı devreye girdi. Bu programa katılan üreticiler tavuklarını aşılamak, düzenli test yapmak ve her sürüyü izlenebilir bir pasaport sistemiyle kayıt altına almak zorundaydı. Bugün İngiltere'de üretilen yumurtaların büyük çoğunluğu bu damgayı taşıyor ve İngiliz yumurtaları dünyanın en güvenli yumurtaları arasında yer alıyor.

Ancak dünyanın geri kalanı aynı hızda ilerleyemedi. ABD'de 2010 yılında Iowa eyaletindeki iki büyük çiftlikten kaynaklanan bir salgın 1900'den fazla kişiyi hasta etti ve yarım milyar yumurtanın geri çağrılmasına neden oldu. Bu olay ABD'de yumurta güvenliği yasalarının sıkılaşmasını tetikledi. 2012'de yürürlüğe giren yeni düzenlemeler büyük yumurta üreticilerini salmonella testleri yapmaya ve soğuk zinciri korumaya zorladı.

Daha yakın tarihe baktığımızda 2021 ile 2024 arasında Ukrayna menşeli dondurulmuş tavuk ürünleri İngiltere'de 174 kişiyi hasta etti ve bir kişinin ölümüne yol açtı. Aynı dönemde Ukrayna'dan Avrupa'ya yayılan tavuklu erişte ürünleri Danimarka, Estonya, Almanya, Letonya ve Litvanya'da vakalara neden oldu. Bu tablo bize tek bir ülkedeki güvenlik açığının nasıl tüm kıtayı etkileyebileceğini açıkça gösterdi.

Peki bu kadar inatçı bir bakteriyi nasıl savuşturabiliriz?

Birincisi ve en kolayı ısı. Salmonella donmaya ve kurumaya karşı inanılmaz dayanıklı ama yüksek sıcaklığa karşı çaresiz. Yumurtanın sarısı ve beyazı tamamen katılaşana kadar pişirildiğinde bakteri ölüyor. Risk altındaki kişilerin az pişmiş yumurtadan, çiğ mayonezden ve mus gibi çiğ yumurta içeren tatlılardan uzak durması gerekiyor.

İkinci ve belki de en etkili çözüm aşı. İngiltere örneği bunun ne kadar işe yaradığını açıkça gösterdi. Tavuk sürüleri aşılandığında yumurtaların içine salmonella bulaşma riski neredeyse sıfıra iniyor. Sorun şu ki her ülke bu uygulamayı zorunlu kılmıyor. Uluslararası standartların eşitlenmesi ve ithal ürünlerde aşı sertifikası aranması hayati önem taşıyor.

Üçüncü çözüm genomik izleme. Bilim insanları artık tam genom dizileme adı verilen bir teknikle bakterinin DNA'sını haritalayabiliyor. Bu teknoloji sayesinde farklı ülkelerdeki vakaların aynı kaynaktan mı geldiği birkaç gün içinde anlaşılıyor. Tıpkı bir parmak izi gibi bakterinin genetik kodu karşılaştırılıyor ve salgının kaynağına çok daha hızlı ulaşılıyor. İngiltere'deki mevcut salgında da bu yöntem sayesinde üç farklı suşun aslında aynı aileden geldiği ve ortak bir kaynağa işaret ettiği ortaya çıktı.

Dördüncü çözüm sınır kontrolleri. Gıda güvenliği uzmanları ithal edilen yumurtaların büyük çoğunluğunun fiziksel olarak hiç denetlenmediğini söylüyor. Testler rastgele değil riske dayalı yapılıyor ve bu da kontamine ürünlerin ancak insanlar hastalandıktan sonra fark edilmesine yol açıyor. Sistematik ve şeffaf denetim protokolleri acil bir ihtiyaç. Bir ürünün binlerce kilometre yol kat edip sofranıza gelene kadar hiç kontrol edilmemiş olması kabul edilebilir bir durum değil.

Beşinci ve en temel çözüm kişisel hijyen. Çiğ yumurtaya dokunduktan sonra elleri yıkamak, çiğ ve pişmiş gıdaları ayrı tutmak ve mutfak tezgahlarını düzenli temizlemek basit ama hayat kurtaran adımlar. Dışarıda yemek yerken de işletmelerin hijyen derecelendirmelerine göz atmak ve risk altındaki kişilerin yumurtaların tamamen pişmiş olduğundan emin olması gerekiyor.

Avrupa'da yaşanan bu son salgın bize küresel gıda zincirinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha hatırlattı. Bir ülkede aşılanmamış bir tavuk sürüsü binlerce kilometre ötedeki bir sofrayı zehirleyebiliyor. Çözüm tek bir ülkede değil tüm tedarik zincirinde yatıyor.


Kaynaklar ve İleri Okuma:

Dowd A. UK salmonella outbreak: Cases rise as another death is recorded BMJ 2026; 394 :e100696 doi:10.1136/bmj-2026-100696

Mundasd s. Salmonella outbreak: What we know so far. BBC News https://www.bbc.com/news/articles/cp30gqnpqjqo


Uyarı Bu web sitesinin içeriği bilgilendirme amaçlıdır ve kişisel tıbbi tavsiye verme amacı taşımaz. Sağlığınızla ilgili tüm sorularınız için sağlık uzmanına başvurmalısınız.

hayatboyubeslenme Hayat Boyu Beslenme

En çok okunanlar

Stresle başetme: Huzuru bulmanın yolu

「 Çözüm roket tasarlayıp fırlatmakta yada bilimde teknolojide değil. Özgüvende cesarette bile değil. Çözüm akılda, kalpte, gönülde. İnanç her neredeyse çözüm orada. Hapsolmuş, kaybolmuş, yalnız çaresiz kalmış, yolunu şaşırmış insanlığın çözümü.. 」

Hayat Boyu Beslenme: Bilinmeyen

「 Tek gerçek bilgelik, hiçbir şey bilmediğini bilmektir. 」

Bilinçli yemek: Aralıklı açlık nedir nasıl uygulanır

Son dönemin en çok araştırma yapılan konulardan biri de açlık . Çoğunluğu hayvanlar üzerinde denenmiş olmakla birlikte çalışmaların verdiği sonuçlar açlık hakkında daha olumlu düşünmeye teşvik ediyor. Daha çok insan temelli araştırmaya ihtiyaç olduğu kesin. Fakat eldeki verilerin önemli bir kısmı en basit ifadeyle, aralıklı açlık ile iyileşen insülin duyarlılığı, azalan büyüme horomonu ve insülin benzeri büyüme faktörü 1 ( IGF-1 ) olduğunu gösteriyor. Bu da daha düzenli kan şekeri, daha az yağ tutulumu ve daha az yaşlanma demek aslında. ( farklı sonuçlar: insülin direnci , artan büyüme hormonu ) Aralıklı açlık nedir? Tıpta aralıklı oruç ( intermittent fasting ), dönüşümlü açlık ve zaman kısıtlı açlık gibi türleri olan bilinçli aç kalma hali. Aslında eskiden beri kültürlerin ve çoğu inancın da bir parçası. Türk kültüründe 'azı karar çoğu zarar' deyişi, Japon adalarında 'hara hachi bunme' (腹八分目) yani 'midenin (onda) sekizlik kısmı' olarak tercüm...

Depreme hazırlıklı olmak: Erken uyarı sistemi

D ünyadaki en yoğun üç deprem kuşağından biri, Alp-Himalaya Deprem Kuşağında yer alan bir deprem ülkesi Türkiye 6 Şubat'a depremle uyanır. Depremden saatler sonra yakın uzak birçok ildeki telefonlarda erken uyarı sisteminin yeni bir deprem ikazı vermesiyle saniyeler içinde sarsıntı başlar. Maraş'ı ikinci yıkıcı deprem vurmuştur.

Göbek yağının tehlikesi ve yağ yakmanın matematiği

B el çevresinde göze çarpan bir yağlanma oluşmaya başlamışsa dikkat! Çünkü bu genişleme insulin direncinden, polikistik over sendromuna (PCOS), depresyona, demansa, uyku apnesine, kalp damar hastalıklarına, karaciğer yağlanmasına, kolon, meme, prostat kanserlerine kadar birçok hayati sorun için ihtardır.

COVID-19: Hastalıkla ilişkili bulunan kriter

Dünya Sağlık Örgütü ( WHO ) tarafından 11 Mart 2020'de küresel salgın ilan edilen yeni koronavirüs hastalığı ( COVID - 19 ) için aşı çalışmaları ve aşıya karşı çelişkili görüşler devam ederken, insanımıza düşen ilk ve öncelikli tedbir kontrollü sosyal hayattır. Pandeminin getirdiği kısıtlamalar alışkanlıkları ve hayat kalitesi n i farklı şekilde etkilemiş olabilir. Fakat pandemi krizi nde süreci kısaltacak başetme yollarıda yok değil. Koronavirüs, diğer viral enfeksiyonlarda olduğu gibi kronik hastalıkların bulunduğu ve bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda daha riskli olabiliyor. Bu riskinin azaltılmasında ve bağışıklığı artırmada düzenli orta düzey fiziksel hareket , uygun beslen m e ve kaliteli uyku yu içeren hayat biçimi nin önemli bir rolü olabilir. Koronavirüs salgını içinde yaklaşan ikinci Ramazan ayında orucun , yeterli sıvı alımı, etkili beslenme ve uygun egzersiz ile desteklenmesi bağışıklık sistemini iyileştirebilir . Şuana kadar kanıtlanmış te...

Çay: Demleme şekli ve antioksidan etkisi

Türkiye ve dünya genelinde sudan sonra çay , en çok tüketilen içeceklerden biridir. Camellia Sinensis adlı çay bitkisinin yaprakları; soldurma, fermantasyon, kıvırma, kurutma gibi işlemlemlerden geçirilir. İşlem farklılığını göre beyaz, yeşil, matcha , oolong, siyah ve pu-erh çayları elde edilir. Çayda kafein (tein) ve antihipertansif, karaciğer koruyucu, rahatlatıcı, sakinleştirici etkisi olduğu düşünülen, çaya umami tad veren L-teanin ile birlikte 4000 civarında madde bulunur. Fiziksel ve psikolojik sağlık üzerinde olası etkilerinden dolayı EGCG (epi gallo kateşin gallat) çayın en çok araştırılan bileşenlerinden biridir. Antioksidan kapasitesi yüksek bir bileşik olan EGCG, C vitamininden 20 kat, E vitamininden 30 kat daha aktif tir. Bir flavonoid grubu polifenol olan kateşin ve türevleri (EGCG, ECG, EGC, EC); beyaz, sarı ve yeşil çayın temel bileşenleridir. Çayın kendine özgü acı - buruk tadını verir. Oolong ve siyah çay gibi yarı ve tam fermente çay üretimi için gene...

Bağırsak Beyin: Mikrobiyota nedir ne yapar

Antik Yunanca'da « küçük asa » anlamına gelen bakterilerin çoğunlukta olduğu, ve mantar, arke, virüsleri de içeren mikroorganizma topluluğuna mikrobiyota , mikro biyom yada mikrobiyal ekosistem adı verilir. İnsan mikrobiyotası ilk, anne karnında - doğum sırasında oluşmaya başlayıp yetişkin insanda, insan hücre sayısının 1.3 - 2.2 katına ve 1.5- 2 kilogram ağırlığı ile insan beyni ağırlığına ulaşır. Deri, ağız, burun, solunum sistemi, sindirim sistemi ve ürogenital sistem dahil vücudun iç ve dış bölgelerinde yaygın olarak bulunurken, bağırsak mikrobiyatası insan vücudundaki en kalabalık yerleşim yeridir, bağırsak florası olarak da adlandırılır. Henüz anlaşılamayan yollarla enterik sinir sistemi (ESS) ve merkezi sinir sisteminde (MSS) etkili olan bağırsak mikrobiyatası ; vitamin (B1, B5, B7, B9, B12, K2), nöro transmiter (serotonin, dopamin, GABA), metabolizma ve iştahı düzenleyen kısa zincirli yağ asitleri ( bütirik asit , propionik asit, asetik asit), konjuge lino...

Acı su gerçekleri: Ne kadar su harcıyoruz?

Hepimizin 💧 suya ihtiyacı var ama yeryüzünde suyun sadece % 2️.5 'i tatlı 💧 su yani içilebilir 🚰 su.

Aralıklı açlık: Sağlık etkileri

Uluslararası Hastalık Sınıflama ( ICD-11 ) kılavuzunda 5A00–5D46 kodlu Endokrin, Nutrisyonel ve Metabolik Hastalıklar sınıfında yer alan metabolik sendrom; artmış bel çevresi, yüksek kan basıncı, yüksek trigliserit, düşük HDL, bozulmuş açlık kan şekeri gibi faktörlerden en az üçünü içeren bir modern zaman sağlık sorunudur.  Genetik eğilim bir neden olmakla birlikte, temelinde masabaşı işlerle yaygınlaşan hareketsiz hayat, hazır besin zincirlerine bağımlı ve/ veya gereğinden fazla ve sağlıksız beslenmenin neden olduğu insülin direnci yatar. Bu sorunun önlenmesinde temel yöntem ise stres , si ga ra , al k ol üçlüsünden uzak, fiziksel olarak hareketli ve beslenme düzeninin de planlandığı hayat tarzı değişikliğidir. Toplumda yaygın bazı kanser türlerini de tetikleyebilen metabolik sendromun tedavisinde aralıklı açlık , yararlı bir etki oluşturabilir. Başlangıç ve bitiş zamanına göre aralıklı açlık iki sınıfa ayrılır: Şafakta başlayıp günbatımında biten, çoğunlukla insanların...