Ana içeriğe atla

Bulaşık makinesinden çıkan tabaklar güvenli mi

İ

llaki denk gelmişsinizdir o videolara: "Bulaşık makineleri zehir saçıyor, tabaklarda deterjan kalıyor!" diye bas bas bağırıyorlar. Bulaşık makinesinde deterjan tamamen arınır mı, yoksa tabaklarda kalıntı kalır mı? Kısa cevap şu: ev tipi bulaşık makinelerinde, doğru kullanımda kalan miktar genellikle çok düşüktür. İnternette büyüyen endişelerin önemli bir kısmı, laboratuvar çalışmalarıyla gerçek ev kullanımının birbirine karıştırılmasından kaynaklanıyor.

Bulaşık makinesinde deterjan kalır mı?
Bu sorunun en önemli cevabı, ev tipi bulaşık makinelerinde deterjanın ne kadar seyreldiğinde gizli. 2023 yılında yayımlanan bir çalışmada, ev tipi bulaşık makinesi deterjanının kullanım sırasında yaklaşık 1:80.000 oranında seyreldiği hesaplandı. Aynı çalışmada test edilen ev tipi deterjanlar, bu normal kullanım düzeyinde hücre deneylerinde belirgin bir toksik etki göstermedi. Yani günlük ev kullanımında, tabakta ciddi deterjan birikiyor gibi bir sonuç çıkarılması güç.

Burada kafa karıştıran nokta şu: sosyal medyada sıkça paylaşılan bazı içerikler, ev tipi bulaşık makineleriyle ilgiliymiş gibi görünse de dayandıkları veriler çoğunlukla profesyonel bulaşık makineleri ve özellikle parlatıcı kalıntıları üzerineydi. Aynı araştırmada asıl dikkat çeken etki, profesyonel makinelerde kullanılan parlatıcılardaki bazı bileşenlerin hücre kültürlerinde oluşturduğu hasardı. Bu bulgu önemli, ama ev tipi bulaşık makinesindeki sıradan kullanım ile birebir aynı şey değil.

Parlatıcı kalıntısı gerçekten riskli mi? Bu çalışmada, profesyonel bulaşık makinelerinde kullanılan parlatıcılardaki alkol etoksilatlar bağırsak epitel bariyerine zarar veren ana bileşen olarak tanımlandı. Bununla birlikte piyasadaki bulaşık tabletleri içerisinde de bu kimyasal farklı oranlarda bulunmakta. Tablet alırken içeriklerini okumak, mümkünse karşılaştırmak işe yarıyabilir. Artık günümüzde tüm bunları bulmak ve anlamak için işin uzmanı olmaya gerek yok, yapay zekaya soru ile bu konuda az buçuk bilgi sahibi olmak oldukça kolay. Çok yoğun içerikli olan tablet kullanımında bulaşık makinesinin kısa programlarda değil, uzun programlarda çalıştırmak daha uygun.


Bulaşık tabletlerinde hangi kimyasallar neden kullanılıyor

1. Ana Temizleyici ve Dolgu Maddeleri (En Yüksek Oran)
Sodyum Karbonat (Çamaşır Sodası): Yağları çözmek için gereken alkali ortamı sağlar; solunması tahriş edicidir ancak doğada tamamen çözünen güvenli bir mineraldir ve suda elinize bulaştığında hissettiğiniz o "kayganlık" hissi aslında sodanın cildinizdeki yağları sabuna dönüştürmesinden kaynaklanır.

STPP (Sodyum Tripolifosfat): Suyu yumuşatan ve kiri askıda tutan en güçlü klasik temizleyicidir; insan sağlığına doğrudan büyük bir zararı olmasa da göllerde aşırı yosunlaşmaya neden olan bir "göl katili" olduğu için modern tabletlerin çoğunda kullanımı yasaklanmıştır.

Sodyum Karbonat Peroksit (Oksijenli Ağartıcı): Çay ve kahve gibi renkli lekeleri oksitleyerek yok eden hijyen ajanıdır; yutulması tehlikelidir fakat kullanıldıktan sonra sadece su ve oksijene dönüşür; gerçek temizlik performansını ise ancak 40°C üzerindeki sıcaklıklarda gösterir.

Sodyum Sitrat ve Sitrik Asit: Kirecin makineye ve bulaşığa yapışmasını önleyen bitkisel kaynaklı yumuşatıcılardır; hem insan hem çevre için en güvenli içeriklerdir ve aslında mutfaklarda "limon tuzu" olarak kullandığımız maddenin sanayi formudur.

MGDA (Metilglisindiasetik Asit): Fosfatın yerini alan ve çevre dostu olan en güçlü kireç önleyicidir; insan sağlığına zararsızdır ve doğada çok hızlı çözünen bu madde, "yeşil" etiketli ürünlerin performansını klasik fosfatlı ürünlere yaklaştıran maddedir.

2. Yüzey Aktif Maddeler ve Yapı Sağlayıcılar (Orta Oran)
Alkol Etoksilatlar (Klasik Sürfaktan): Yağ moleküllerini yakalayıp suya karıştıran deterjan ana maddesidir; durulanmaları zor olduğu için kalıntıları bağırsak bariyerine zarar verebilir ve deterjanın "köpürme" ile "temizleme" dengesini kuran asıl bileşendir.

Yağ Alkolü Alkoksilatları (Yeni Nesil Sürfaktan): Az köpüren ve yüzeyden hızla kayan modern bir temizleyicidir; klasik türlere göre vücutta ve doğada çok daha az kalıntı bırakır ve durulanması yaklaşık 10 kat daha kolay olduğu için kalıntı riski en düşük olan seçenektir.

Sodyum Silikat: Makinenin metal parçalarını deterjanın aşındırıcı etkisinden koruyan bir maddedir; cilt için aşındırıcıdır fakat doğada zararsız silis formuna dönüşür; bu madde makinenizin iç aksamının paslanmasını ve camların anında çizilmesini engelleyen bir "zırh" görevi görür.

Polikarboksilatlar (Sentetik Polimerler): Kireç kristallerini hapsederek bulaşıkların üzerinde film oluşmasını engelleyen maddelerdir; sağlığa etkisi azdır ancak doğada çok yavaş parçalanırlar ve bardakların üzerindeki o sinir bozucu beyaz puslu tabakayı önleyen ana bileşendir.

İzopropil Alkol veya Etanol (Parlatıcılarda): Su damlacıklarının yüzey gerilimini düşürerek hızla akıp gitmesini sağlar; buharının yoğun solunması baş dönmesi yapabilir ancak doğada hızla yok olur ve alkolün hızlı buharlaşma özelliği sayesinde kuruma süresini yarı yarıya kısaltır.

3. Fonksiyonel Katkılar ve Enzimler (Düşük Oran)
TAED (Tetraasetiletilendiamin): Oksijenli ağartıcıyı düşük sıcaklıklarda tetikleyen bir aktivatördür; insan ve doğa için oldukça güvenlidir ve eko programlarda 40 derecede bile çay lekelerinin çıkmasını sağlayan asıl tetikleyici maddedir.

Proteaz Enzimi (Subtilisin): Kurumuş et, yumurta ve süt gibi protein lekelerini parçalayan biyolojik bir makastır; toz halinde solunması alerjik olabilir ancak doğada tamamen yok olur; canlı bir protein olduğu için 70°C'nin üzerindeki çok sıcak sularda "ölerek" etkisini kaybeder.

Amilaz Enzimi: Pirinç, makarna ve patates gibi nişasta lekelerini şekerlerine ayırarak çözer; biyolojik olarak tamamen güvenli bu madde, aslında vücudumuzda tükürüğümüzde bulunan enzimle aynı mantıkla çalışarak yemeği bir nevi "sindirir".

Fosfonatlar (Organofosfor Bileşikleri): Suda yüzen kireci mıknatıs gibi çeken çok güçlü tutuculardır; sağlığa riskleri düşüktür ancak doğada kalıcıdırlar ve çok düşük miktarda bile kirecin makineye yapışmasını engelleyen mikro-frenleyicilerdir.

4. Spesifik Koruyucu ve Estetik Maddeler (Eser Miktar)
Benzotriazole (Gümüş Koruyucu): Gümüş ve çeliklerin matlaşmasını engelleyen özel bir metal koruyucudur; insan vücudunda birikmez fakat sucul yaşam için toksiktir; çatal ve bıçaklarınızın yıkama sonrası o metalik parlaklığını korumasının temel sebebidir.

Çinko Sülfat veya Çinko Asetat: Cam yüzeyindeki mikro çatlakları doldurarak aşınmayı (korozyonu) önler; düşük dozda güvenlidir ancak sucul canlılara zarar verebilir; bardaklarınızın binlerce yıkama sonra bile "yeni gibi" ve pürüzsüz kalmasını sağlayan cam koruyucudur.

Kumen Sülfonat (Hidrotrop): Parlatıcı içindeki maddelerin birbirine homojen şekilde karışmasını sağlar; hafif irritandır ancak parlatıcı şişesinin içindeki sıvının her zaman berrak, akışkan ve kristalleşmeden kalmasını sağlayan yardımcı bir ajandır.

Sentetik Parfümler (Limonene, Linalool vb.): Makine açıldığında gelen kötü yemek kokularını maskeler; solunum yolu için alerjen olabilirler ve içerdikleri limon kokusu genellikle temizlik performansından değil, sadece tüketicide psikolojik bir "temiz hissi" yaratmak için eklenir.

MIT (Metilizotiyazolinon) ve BIT (Benzizotiyazolinon): Ürünün içinde bakteri üremesini engelleyerek raf ömrünü uzatır; bilinen en güçlü alerjenlerdir ancak sıvı/jel deterjanların şişede bozulmadan yıllarca kalabilmesini sağlayan asıl bekçilerdir.

Sentetik Renklendiriciler: Tabletin katmanlarını görsel olarak ayırarak estetik bir görünüm sağlar; bazıları hassas bireylerde alerji tetikleyebilir ve temizlik üzerinde hiçbir fonksiyonel etkisi olmamasına rağmen sadece "çok özellikli ürün" algısı yaratmak için kullanılır.


Parlatıcı yerine sirke kullanılır mı? Kimyasal olarak ne yapar?
Daha doğal olduğu düşüncesiyle makineye sirke koymak son yıllarda oldukça popüler. Sirke,kimyasal adıyla asetik asit - CH₃COOH, düşük pH değerine sahip zayıf bir asittir. Kireç kaynaklı su lekelerini çözmekte başarılı olduğu doğrudur, ancak makinenin çalışma kimyası düşünüldüğünde ciddi handikapları vardır.

Öncelikle bulaşık makinesi deterjanları, yağı ve kiri çözebilmek için oldukça alkali yani bazik yapıda üretilirler. Makinenin içine asidik olan sirkeyi koyduğunuzda, asit ve baz birbirini nötralize etme eğilimine girer. Bu durum, kullandığınız kaliteli deterjanın temizleme gücünü, özellikle pH'a duyarlı enzimlerin çalışmasını zayıflatabilir.

Ayrıca yüzey-deterjan-pH ilişkisini inceleyen çalışmalar, kimyasal dengenin yüzeye tutunma davranışını değiştirebildiğini gösteriyor. Sürekli asidik ürün kullanımı bazı makinelerde conta ve iç parçalarda uzun vadeli yıpranma yaratabilir. Ayrıca sirke, endüstriyel parlatıcılarda bulunan benzotriazol gibi metal koruyucu inhibitörleri barındırmadığından makinenin iç aksamında korozyona, gümüş ve bakır çatal-bıçaklarda ise hızlı kararmalara sebep olabilir, bu nedenle mekanik hasarları önlemek adına sirkeyi parlatıcı gözüne koymak yerine, makineyi çalıştırmadan önce üst sepetteki boş bir bardağın içine dökerek yıkama suyuna dengeli şekilde karışmasını sağlamak çok daha güvenli bir yöntemdir.

Bulaşık makinesinde çamaşır suyu kullanılır mı? Neden tehlikelidir?
Daha beyaz olsun, tam dezenfekte olsun düşüncesiyle tabaklara veya makine içine çamaşır suyu püskürtmek kesinlikle önerilmez. İşin arka planında yatan kimyasal nedenler oldukça ciddidir.

Çamaşır suyunun etken maddesi olan sodyum hipoklorit NaOCl, son derece agresif ve güçlü bir oksitleyicidir. Bulaşık makinesinin kapalı, 60-70°C'ye ulaşan sıcak ve basınçlı ortamı, çamaşır suyu kullanımı için tasarlanmamıştır. Çamaşır suyu, bulaşık deterjanlarının içinde bulunan enzimler, sürfaktanlar veya limon suyu gibi organik gıda artıkları ile reaksiyona girdiğinde zehirli klor gazı veya kloramin gazları açığa çıkarabilir. Makine kapağını açtığınızda bu gazı solumak ciddi solunum yolu tahrişlerine neden olur.

Ayrıca sodyum hipoklorit, makinenizin içindeki paslanmaz çelik yüzeylerde "çukurlaşma (pitting)" korozyonuna yol açar ve cihazın su sızdırmazlığını sağlayan kauçuk contaları eriterek deforme eder. Kısacası, deterjanlar zaten kendi güvenli sodyum karbonat peroksit gibi oksijen bazlı ağartıcı sistemlerini barındırır, makineye dışarıdan çamaşır suyu eklemek hem sağlığınız hem de cihazınız için büyük bir risktir.

Neden bazı bardaklarda iz ya da matlık kalıyor?
Bardakta iz kalması her zaman deterjan arınmadı demek değildir. Bazen mesele suyun sertliğidir, bazen de kuruma davranışıdır. Parlatıcıların popüler olmasının nedeni de tam olarak bu: temizliği değil, daha çok görünümü iyileştirmeleri. Bu yüzden makineden çıkan bardakta su izi görmek, otomatik olarak tehlikeli kimyasal kaldı anlamına gelmez. Görsel sonuç ile kimyasal kalıntıyı birbirine karıştırmamak gerekiyor.

Makinenin içinde dönen kirli su bulaşıklara geri yapışır mı? Bulaşık makineleri su tasarrufu yapmak için harika cihazlardır; ancak bunu, aldıkları suyu yıkama döngüsü boyunca defalarca kendi içinde devirdaim ettirerek yaparlar. Bu durum bilimsel literatürde reused detergent suspension kirlenmiş/yeniden kullanılan deterjan süspansiyonu olarak adlandırılır. Yani yıkama sırasında makinenin içinde dönen sıvı; sadece saf deterjan ve su değil, tabaklardan sökülen yağ, protein ve yemek artıklarının deterjanla birlikte yüzdüğü kirli bir karışımdır.

Araştırma gösteriyor ki; suyun içinde yüzen bu mikro kirler, yüzeyin yapısına, paslanmaz çelik veya plastik/HDPE -high-density polyethylene- olmasına ve deterjanın kimyasına bağlı olarak yüzeylere geri yapışabilmektedir.

Bunun evimizdeki karşılığı şudur: Eğer kullandığınız deterjanın kiri suda asılı tutma kapasitesi zayıfsa veya makinenizin tabanındaki filtre yemek artıklarıyla doluysa, o kirli devirdaim suyu tabaklarınıza, bardaklarınıza ve özellikle plastik saklama kaplarınıza mikro düzeyde geri yapışır. Yani bardaklarda gördüğünüz o puslu iz veya plastiklerdeki o hafif yağlı/mat his her zaman “deterjan kalıntısı” değildir; çoğu zaman bu kirli sudan yüzeye geri tutunan mikro yemek ve yağ kalıntılarıdır. Görsel sonuç ile kimyasal deterjan kalıntısını birbirine karıştırmamak gerekir. Bu bilimsel gerçek, bulaşık makinesinin filtresini düzenli olarak temizlemenin ne kadar hayati bir adım olduğunu da kanıtlıyor.

Az su kullanan yeni bulaşık makineleri daha mı riskli? Yeni nesil makineler daha az su ve enerji kullanacak şekilde tasarlanıyor. Bu da doğal olarak daha az su kullanıyorsa acaba daha çok kalıntı mı bırakıyor? sorusunu doğuruyor. Mantıklı bir soru, evet. Ama mevcut çalışmalar ev tipi makinelerde bu durumun doğrudan bir sağlık riski oluşturduğunu göstermiyor. Asıl tartışma profesyonel makineler ve belirli parlatıcı kimyasalları etrafında yoğunlaşıyor. Ev tipi makinelerde günlük kullanım için genel tablo hâlâ güven verici.

Genel tabloya baktığımızda, ev tipi bulaşık makinelerinde doğru kullanımda deterjan kalıntısının çok düşük olduğu görülüyor. Makineden çıkan bulaşığı rutin olarak elde tekrar yıkamak çoğu zaman gereksiz. Çamaşır suyu püskürtmek ise desteklenen bir uygulama değil. Parlatıcı zorunlu değil; sirke ise bazı durumlarda pratik bir alternatif olabilir, ama otomatik ve sorgusuz bir çözüm gibi düşünülmemeli. En dengeli yaklaşım şu: iyi formüle edilmiş ürünleri, cihazın amacına uygun şekilde kullanmak. Çoğu ev için fazlasıyla yeterli olan da bu.


Kaynaklar ve İleri Okuma:

Wilson-Nieuwenhuis, J., Taylour, J., Lynch, S., Gomes, L., & Whitehead, K. (2026). Effect of surface properties on the adsorption of soil from a simulated reused detergent suspension. Food and Bioproducts Processing. 157. https://doi.org/10.1016/j.fbp.2026.03.023.

Bockmuehl, D. & Tewes, T. (2024). With a Little Help from My Friends: The Role of Detergents for Energy, Efficiency, and Hygiene in Domestic Dishwashing. ChemPlusChem. 90. https://doi.org/10.1002/cplu.202400657.

Ogulur, I., Pat, Y., Aydin, T., Yazici, D.,. & Akdis, C. A. (2023). Gut epithelial barrier damage caused by dishwasher detergents and rinse aids. Journal of Allergy and Clinical Immunology, 151(2), 469–484. https://doi.org/10.1016/j.jaci.2022.10.020

Kıykım, A. (2023). Serving healthy (?) food on toxic plates. Turkish Archives of Pediatrics, 58(1), 1–2. https://doi.org/10.5152/TurkArchPediatr.2022.151222

Schencking, L., & Stamminger, R. (2022). What science knows about our daily dishwashing routine. Tenside Surfactants Detergents, 59(3), 205-220. https://doi.org/10.1515/tsd-2022-2423

Wright, B. L., Masuda, M. Y., Ortiz, D. R.,.. & Doyle, A. D. (2023). Allergies come clean: The role of detergents in epithelial barrier dysfunction. Current Allergy and Asthma Reports, 23(8), 443–451. https://doi.org/10.1007/s11882-023-01094-x

Day, R., Bradberry, S. M., Sandilands, E. A., Thomas, S.,.. & Vale, J. A. (2020). Features reported after exposure to automatic dishwashing rinse aids. Human & Experimental Toxicology, 39(6), 828–833. https://doi.org/10.1177/0960327120901580

Uyarı Bu web sitesinin içeriği bilgilendirme amaçlıdır ve kişisel tıbbi tavsiye verme amacı taşımaz. Sağlığınızla ilgili tüm sorularınız için sağlık uzmanına başvurmalısınız.

hayatboyubeslenme Hayat Boyu Beslenme

En çok okunanlar

Stresle başetme: Huzuru bulmanın yolu

「 Çözüm roket tasarlayıp fırlatmakta yada bilimde teknolojide değil. Özgüvende cesarette bile değil. Çözüm akılda, kalpte, gönülde. İnanç her neredeyse çözüm orada. Hapsolmuş, kaybolmuş, yalnız çaresiz kalmış, yolunu şaşırmış insanlığın çözümü.. 」

Hayat Boyu Beslenme: Bilinmeyen

「 Tek gerçek bilgelik, hiçbir şey bilmediğini bilmektir. 」

Bilinçli yemek: Aralıklı açlık nedir nasıl uygulanır

Son dönemin en çok araştırma yapılan konulardan biri de açlık . Çoğunluğu hayvanlar üzerinde denenmiş olmakla birlikte çalışmaların verdiği sonuçlar açlık hakkında daha olumlu düşünmeye teşvik ediyor. Daha çok insan temelli araştırmaya ihtiyaç olduğu kesin. Fakat eldeki verilerin önemli bir kısmı en basit ifadeyle, aralıklı açlık ile iyileşen insülin duyarlılığı, azalan büyüme horomonu ve insülin benzeri büyüme faktörü 1 ( IGF-1 ) olduğunu gösteriyor. Bu da daha düzenli kan şekeri, daha az yağ tutulumu ve daha az yaşlanma demek aslında. ( farklı sonuçlar: insülin direnci , artan büyüme hormonu ) Aralıklı açlık nedir? Tıpta aralıklı oruç ( intermittent fasting ), dönüşümlü açlık ve zaman kısıtlı açlık gibi türleri olan bilinçli aç kalma hali. Aslında eskiden beri kültürlerin ve çoğu inancın da bir parçası. Türk kültüründe 'azı karar çoğu zarar' deyişi, Japon adalarında 'hara hachi bunme' (腹八分目) yani 'midenin (onda) sekizlik kısmı' olarak tercüm...

Depreme hazırlıklı olmak: Erken uyarı sistemi

D ünyadaki en yoğun üç deprem kuşağından biri, Alp-Himalaya Deprem Kuşağında yer alan bir deprem ülkesi Türkiye 6 Şubat'a depremle uyanır. Depremden saatler sonra yakın uzak birçok ildeki telefonlarda erken uyarı sisteminin yeni bir deprem ikazı vermesiyle saniyeler içinde sarsıntı başlar. Maraş'ı ikinci yıkıcı deprem vurmuştur.

Göbek yağının tehlikesi ve yağ yakmanın matematiği

B el çevresinde göze çarpan bir yağlanma oluşmaya başlamışsa dikkat! Çünkü bu genişleme insulin direncinden, polikistik over sendromuna (PCOS), depresyona, demansa, uyku apnesine, kalp damar hastalıklarına, karaciğer yağlanmasına, kolon, meme, prostat kanserlerine kadar birçok hayati sorun için ihtardır.

COVID-19: Hastalıkla ilişkili bulunan kriter

Dünya Sağlık Örgütü ( WHO ) tarafından 11 Mart 2020'de küresel salgın ilan edilen yeni koronavirüs hastalığı ( COVID - 19 ) için aşı çalışmaları ve aşıya karşı çelişkili görüşler devam ederken, insanımıza düşen ilk ve öncelikli tedbir kontrollü sosyal hayattır. Pandeminin getirdiği kısıtlamalar alışkanlıkları ve hayat kalitesi n i farklı şekilde etkilemiş olabilir. Fakat pandemi krizi nde süreci kısaltacak başetme yollarıda yok değil. Koronavirüs, diğer viral enfeksiyonlarda olduğu gibi kronik hastalıkların bulunduğu ve bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda daha riskli olabiliyor. Bu riskinin azaltılmasında ve bağışıklığı artırmada düzenli orta düzey fiziksel hareket , uygun beslen m e ve kaliteli uyku yu içeren hayat biçimi nin önemli bir rolü olabilir. Koronavirüs salgını içinde yaklaşan ikinci Ramazan ayında orucun , yeterli sıvı alımı, etkili beslenme ve uygun egzersiz ile desteklenmesi bağışıklık sistemini iyileştirebilir . Şuana kadar kanıtlanmış te...

Çay: Demleme şekli ve antioksidan etkisi

Türkiye ve dünya genelinde sudan sonra çay , en çok tüketilen içeceklerden biridir. Camellia Sinensis adlı çay bitkisinin yaprakları; soldurma, fermantasyon, kıvırma, kurutma gibi işlemlemlerden geçirilir. İşlem farklılığını göre beyaz, yeşil, matcha , oolong, siyah ve pu-erh çayları elde edilir. Çayda kafein (tein) ve antihipertansif, karaciğer koruyucu, rahatlatıcı, sakinleştirici etkisi olduğu düşünülen, çaya umami tad veren L-teanin ile birlikte 4000 civarında madde bulunur. Fiziksel ve psikolojik sağlık üzerinde olası etkilerinden dolayı EGCG (epi gallo kateşin gallat) çayın en çok araştırılan bileşenlerinden biridir. Antioksidan kapasitesi yüksek bir bileşik olan EGCG, C vitamininden 20 kat, E vitamininden 30 kat daha aktif tir. Bir flavonoid grubu polifenol olan kateşin ve türevleri (EGCG, ECG, EGC, EC); beyaz, sarı ve yeşil çayın temel bileşenleridir. Çayın kendine özgü acı - buruk tadını verir. Oolong ve siyah çay gibi yarı ve tam fermente çay üretimi için gene...

Bağırsak Beyin: Mikrobiyota nedir ne yapar

Antik Yunanca'da « küçük asa » anlamına gelen bakterilerin çoğunlukta olduğu, ve mantar, arke, virüsleri de içeren mikroorganizma topluluğuna mikrobiyota , mikro biyom yada mikrobiyal ekosistem adı verilir. İnsan mikrobiyotası ilk, anne karnında - doğum sırasında oluşmaya başlayıp yetişkin insanda, insan hücre sayısının 1.3 - 2.2 katına ve 1.5- 2 kilogram ağırlığı ile insan beyni ağırlığına ulaşır. Deri, ağız, burun, solunum sistemi, sindirim sistemi ve ürogenital sistem dahil vücudun iç ve dış bölgelerinde yaygın olarak bulunurken, bağırsak mikrobiyatası insan vücudundaki en kalabalık yerleşim yeridir, bağırsak florası olarak da adlandırılır. Henüz anlaşılamayan yollarla enterik sinir sistemi (ESS) ve merkezi sinir sisteminde (MSS) etkili olan bağırsak mikrobiyatası ; vitamin (B1, B5, B7, B9, B12, K2), nöro transmiter (serotonin, dopamin, GABA), metabolizma ve iştahı düzenleyen kısa zincirli yağ asitleri ( bütirik asit , propionik asit, asetik asit), konjuge lino...

Acı su gerçekleri: Ne kadar su harcıyoruz?

Hepimizin 💧 suya ihtiyacı var ama yeryüzünde suyun sadece % 2️.5 'i tatlı 💧 su yani içilebilir 🚰 su.

Aralıklı açlık: Sağlık etkileri

Uluslararası Hastalık Sınıflama ( ICD-11 ) kılavuzunda 5A00–5D46 kodlu Endokrin, Nutrisyonel ve Metabolik Hastalıklar sınıfında yer alan metabolik sendrom; artmış bel çevresi, yüksek kan basıncı, yüksek trigliserit, düşük HDL, bozulmuş açlık kan şekeri gibi faktörlerden en az üçünü içeren bir modern zaman sağlık sorunudur.  Genetik eğilim bir neden olmakla birlikte, temelinde masabaşı işlerle yaygınlaşan hareketsiz hayat, hazır besin zincirlerine bağımlı ve/ veya gereğinden fazla ve sağlıksız beslenmenin neden olduğu insülin direnci yatar. Bu sorunun önlenmesinde temel yöntem ise stres , si ga ra , al k ol üçlüsünden uzak, fiziksel olarak hareketli ve beslenme düzeninin de planlandığı hayat tarzı değişikliğidir. Toplumda yaygın bazı kanser türlerini de tetikleyebilen metabolik sendromun tedavisinde aralıklı açlık , yararlı bir etki oluşturabilir. Başlangıç ve bitiş zamanına göre aralıklı açlık iki sınıfa ayrılır: Şafakta başlayıp günbatımında biten, çoğunlukla insanların...