Ana içeriğe atla

Tarihten günümüze kadınların yeri

Kız çocuklarının eğitime erişimi, tarih boyunca hem Batı'da hem Doğu'da toplumsal cinsiyet rolleri ve kültürel kalıpların gölgesinde kalmıştır. Batı'da Orta Çağ boyunca eğitim manastırlarla sınırlıyken, 18. yüzyıl Aydınlanma düşüncesi ve 19. yüzyıl Süfrajette hareketleriyle kırılma noktaları yaşanmış; 1848 Seneca Falls Konferansı gibi adımlar eğitimi bir vatandaşlık hakkına dönüştürmüştür. Doğu'da ise eğitim geleneksel ve dini yapılar içinde evde yürütülmüş, 19. yüzyıldaki Osmanlı'da 1859 Kız Rüştiyeleri gibi çabalar ve 20. yüzyıl başındaki toplumsal devrimler, kız çocuklarının kamusal alanda eğitim almasının önünü açmıştır.

Tarihi açıdan örnek bir kadın düşünülecekse, kadına ve manevi ilmi gelişimine verilen değerin en çarpıcı ve sembolik örneği şüphesiz Hz. Meryem’dir. O dönemin Yahudi geleneğinde mabet olan beyt-i makdis sadece erkeklere tahsis edilmiş, kadınlar ibadethanenin kamusal ve ruhani alanından dışlanmışken, Kur'an bu katı toplumsal barajı Hz. Meryem üzerinden yıkmıştır. Annesi Hanne onu Allah'a adamış, Allah ise Âl-i İmrân 36. ayette "Kız, erkek gibi değildir" , diyerek toplumsal algıyı sarsmış ve onu mabet içinde özel bir hücre mihraba yerleştirmiştir. Allah, Hz. Meryem’e sadece bilgi ve rızık vermekle kalmamış, Yahudi toplumundaki "kadın giremez" yasağını ilahi bir emirle kökten reddederek ona: "Ey Meryem! Rabbine divan dur, secde et ve rüku edenlerle birlikte rüku et!" diye seslenmiştir. Ki o zamanın mabedde rüku edenler ancak erkeklerdir. Bu emir, kadının ibadette, ilimde ve sosyal temsil alanında en önde bulunacağının, erkeklerle yer alabileceğinin ilahi tescilidir. Mabette meleklerin muhatabı olan, Hz. Zekeriya gibi bir peygamberi dahi kendine hayran bırakan bir ilim ve hikmetle donatılan Hz. Meryem, koca bir sureye adını vererek, iffetin ve hakikatin cinsiyetler üstü evrensel bir abidesi haline gelmiştir.

Tarihin en başına, dinin özüne bakıldığında, kadının eğitim hakkının çok daha erken ve köklü bir temele dayandığı görülür. Kur'an-ı Kerim'de Hz. Âdem ve Hz. Havva'nın yaratılışından itibaren bilgi, uyarı, sınav ve sorumluluk hep ikisine birlikte verilmiştir: "Siz ikiniz cennete yerleşin… Şu ağaca yaklaşmayın" hitabı, hayatın başlangıcından itibaren kadının erkeğin geri planında değil, tam bir muhatap ve karar sahibi olduğunu gösterir. Hatayı birlikte işlediler, tövbeyi birlikte ettiler. Allah hep "tesniye" yani ikili sığasıyla hitap ederek kadının bilgilenme, karar verme ve sorumluluk taşıma bakımından erkekle eşgüdümlü olduğunu ortaya koymuştur.

Bu yazı mühendis Prof.Dr. Halis Aydemir | İslam'da Kadınların Eğitimi başlıklı konuşmasından oluşturulmuştur.

Bu modelde "Erkekler öğrenecek, kadınların bilmesine, öğrenmesine gerek yok" demek, Hz. Âdem ve Hz. Havva'nın modeline bile uymaz. Her ikisi hem bilgiye sahip olmalı, hem karara sahipler; çünkü her ikisi de sınavın muhatabıdır.

Hz. Peygamber bu ilahi modeli hayata geçiren büyük Muallim olarak, kadınları eğitimden asla dışlamadı. Kadınlar "Erkekler senin etrafını kapattı, bize de bir gün ayır" dediklerinde onlara özel vakit ayırdı; "Gidin, erkeklerinizden duyduğunuzla yetinin" demedi. İlerleyen zamanlarda ortaya çıkan ve kadını erkeğe tabi gören, "Kocası ne biliyorsa o da bilir, ayrıca öğrenmesine gerek yok" diyen erkek egemen anlayış, ne Allah'ın bu öğrettiğine ne de Peygamberi'nin uygulamasına uyan bir yaklaşımdı.

Hz. Ayşe'nin ifadesiyle Ensar kadınları, utanmayı ilim öğrenmenin önüne koymayan cesur kadınlardı; en özel sorularını bile çekinmeden soruyorlardı. Sordukları kişi hem devletin başı hem Allah'ın Peygamberi, her açıdan en güçlü konumdaki kişiydi; ama kadınlar bütün bariyerleri aşıp, Arap töresinin baskılarını geçip Hz Peygamber'in yanına kadar gelip "Ben bilgi almak istiyorum, öğrenmek istiyorum" diyebiliyorlardı.

Allah, kocası hakkında bilgi almak için Hz Peygamber'e gelen bu kadını Mücâdele Suresi'ne konu ederek onu yüceltti: "Kocası hakkında seninle tartışan kadını Allah kesinlikle duymuştur." Bilginin peşine düşen bu kadın, bir sureye adını verecek kadar şereflendirildi, Kur'an'da ebedileştirdi. Bu kadın hangi üstünlükle bu payeye erdi? İlmin peşinde samimiyetle koşmasıyla.

Hz. Ömer bile bu kadınla karşılaştığında onu ayakta saygıyla dinlemiş ve "Allah'ın Arş'tan duyduğunu söylediği kadına ben nasıl sırtımı dönerim?" demiştir. Yine Hz. Ömer, mehir konusunda bir sınırlama getirmek istediğinde, meçhul sıradan bir kadının Kur'an ayetiyle itiraz edip onu geri adım attırması, bilgi sahibi kadınların toplumsal kararlara bile etki edebildiğini gösteren çarpıcı bir örnektir.

Tüm bu ilkelerin ilk ve en güçlü somut örneği, Hz Peygamber'in ilk eşi ve müminlerin annesi Hz. Hatice idi. Bir anne ve ticaret kadını olarak Hz. Hatice, Mekke'nin erkek egemen ticaret dünyasında tekil ve olağanüstü bir figürdü. Kız çocuğunun doğum haberi bile rahatsızlık yaratıp yüzleri kararan bir toplumda, Hz. Hatice tüm bu mesafeleri kat etmiş, kendini topluma kabul ettirmiş, erkeklerin dünyasında ticaret yapabilecek bir konuma yükselmişti. Babasından ve ilk eşinden kalan mirasları akıllıca yöneterek kendi sermayesini oluşturmuş, iffetini de koruyarak, Mekke'den uzaktan yönetim becerisiyle işlerini idare etmişti. Bu, sıradan bir beceri değildi: güvenilir insanlar bulmayı, riski dağıtmayı, farklı ortaklıklar kurmayı gerektiren ciddi bir ticari zekâydı. Tüm bu güce rağmen anneliğini, evini ve iffetini korumuş olmasıydı. Çocuklarıyla ilgileniyor, komşularıyla ilişkilerini sürdürüyor, arkadaşlıklarını yaşıyordu. Öyle ki Hz. Peygamber, yıllar sonra bile Hz. Hatice'nin arkadaşlarına ilgi göstermeye devam etti. Hz. Hatice örneğini kullanırken sadece ticaret erbabı yönünü öne çıkarıp annelik tarafını göz ardı etmek, ona hiç de layık olmadığı bir rol biçmek olurdu. O, kendi ayağı üzerinde durabilen ama bunu annelik ve aile sorumluluğunun önüne koymayan bir kadındı. Dışarıda Mekke'nin güçlü ticaret kadınıydı ama hane içinde, Hz Peygamber'in yaşça ve maddi gelirce kendisinden geride olmasına rağmen, asla huzur bozan bir konu olmadı. Bugün bile eşlerin eşit kariyer veya gelir düzeyinde olması evliliklerde sıkıntı yaratabilirken, Hz. Hatice bu irtifadan başlattığı evliliği çok aşağıdan biriyle yaptı ve ömrünün sonuna kadar süren bu evlilikte gerginlik yaşanmadı.

Ne var ki ilerleyen çağlarda, erkek egemen anlayışlar kadını erkeğe tabi gören, "Kocasının dini üzerinedir, ayrıca öğrenmesine gerek yok" diyen bir yaklaşımla kadının eğitim hakkını kısıtlamıştır. Bu tutum ne Kur'an'ın ilk modeline, ne Peygamberi'nin uygulamasına, ne de Hz. Hatice gibi güçlü bir kadın figürünün varlığına uyar; bilakis ümmetin içine sızmış batıl bir anlayıştır.

Günümüzde kadın haklarının bir ters kuvveti olarak anneliğin ve ev hanımlığının neredeyse hor görülmesi bu batıl görüşün bir etkisidir. Halbuki sosyal etkinin en büyük paydaşı olan o etkin bireyi büyütüp eğiten annelerdir. Bu bakışla anneler birer toplum mühendisi ünvanına sahiptir. Devletler anneye hakkı olan eğitimi, hakettiği ünvanları ve hakettikleri ekonomiyi sahiplerine iade etmelidir. Ki ancak bu şekilde toplumların annelere hakettikleri saygınlığı göstermesinin yolu açılabilir.

Hz. Peygamber (s.a.v.) vefat ettiğinde geride bıraktığı en büyük âlimlerden biri de bir kadındı: Hz. Ayşe. Sahabeden erkekler yığın yığın gelip onun önünde diz çöküp ilim öğreniyorlardı. Hz Peygamber onu öyle yetiştirmişti ki, Hz. Ayşe hadis, fıkıh, tıp ve şiirde döneminin en yetkin isimlerinden biri haline gelmişti.

Kuran’da Allah şöyle söyledi: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" , "Allah, iman edenlerden ilim peşine düşenleri derece derece yükseltir." Bu yükseliş yolu sadece erkeklerin hakkı değildir. Kur'an'da ilmin peşinde koşan bir erkek değil, bir kadın bir sureye adını vermiştir. Hz. Hatice gibi bir kadın, cahiliye toplumunun tüm baskılarına rağmen ticarette, ailede ve imanda en yüksek zirvelere ulaşmıştır.

Bugün bu anlayışı yeniden ihya ederken, hem Batı'nın ve Doğu'nun tarihsel mücadelelerinden, hem de İslam'ın "İlim öğrenmek her Müslüman erkek ve kadına farzdır" diyen evrensel ilkesinden güç alarak, kadının öğrenme ve çalışma hakkının dokunulmaz ve kutsal olduğu gerçeğine sahip çıkılmalıdır. Roller elbette farklıdır; ancak öğrenme hakkı, hayatı yaşama hakkı ve sınavdaki sorumluluk bakımından kadın ve erkek tam bir eşgüdüm içindedir. Cennete aday kimseler olarak fırsat eşitliği içindeyiz — ve bu fırsatın kapısı, ilimden geçmektedir.

En çok okunanlar

Stresle başetme: Huzuru bulmanın yolu

「 Çözüm roket tasarlayıp fırlatmakta yada bilimde teknolojide değil. Özgüvende cesarette bile değil. Çözüm akılda, kalpte, gönülde. İnanç her neredeyse çözüm orada. Hapsolmuş, kaybolmuş, yalnız çaresiz kalmış, yolunu şaşırmış insanlığın çözümü.. 」

Hayat Boyu Beslenme: Bilinmeyen

「 Tek gerçek bilgelik, hiçbir şey bilmediğini bilmektir. 」

Bilinçli yemek: Aralıklı açlık nedir nasıl uygulanır

Son dönemin en çok araştırma yapılan konulardan biri de açlık . Çoğunluğu hayvanlar üzerinde denenmiş olmakla birlikte çalışmaların verdiği sonuçlar açlık hakkında daha olumlu düşünmeye teşvik ediyor. Daha çok insan temelli araştırmaya ihtiyaç olduğu kesin. Fakat eldeki verilerin önemli bir kısmı en basit ifadeyle, aralıklı açlık ile iyileşen insülin duyarlılığı, azalan büyüme horomonu ve insülin benzeri büyüme faktörü 1 ( IGF-1 ) olduğunu gösteriyor. Bu da daha düzenli kan şekeri, daha az yağ tutulumu ve daha az yaşlanma demek aslında. ( farklı sonuçlar: insülin direnci , artan büyüme hormonu ) Aralıklı açlık nedir? Tıpta aralıklı oruç ( intermittent fasting ), dönüşümlü açlık ve zaman kısıtlı açlık gibi türleri olan bilinçli aç kalma hali. Aslında eskiden beri kültürlerin ve çoğu inancın da bir parçası. Türk kültüründe 'azı karar çoğu zarar' deyişi, Japon adalarında 'hara hachi bunme' (腹八分目) yani 'midenin (onda) sekizlik kısmı' olarak tercüm...

Depreme hazırlıklı olmak: Erken uyarı sistemi

D ünyadaki en yoğun üç deprem kuşağından biri, Alp-Himalaya Deprem Kuşağında yer alan bir deprem ülkesi Türkiye 6 Şubat'a depremle uyanır. Depremden saatler sonra yakın uzak birçok ildeki telefonlarda erken uyarı sisteminin yeni bir deprem ikazı vermesiyle saniyeler içinde sarsıntı başlar. Maraş'ı ikinci yıkıcı deprem vurmuştur.

Göbek yağının tehlikesi ve yağ yakmanın matematiği

B el çevresinde göze çarpan bir yağlanma oluşmaya başlamışsa dikkat! Çünkü bu genişleme insulin direncinden, polikistik over sendromuna (PCOS), depresyona, demansa, uyku apnesine, kalp damar hastalıklarına, karaciğer yağlanmasına, kolon, meme, prostat kanserlerine kadar birçok hayati sorun için ihtardır.

COVID-19: Hastalıkla ilişkili bulunan kriter

Dünya Sağlık Örgütü ( WHO ) tarafından 11 Mart 2020'de küresel salgın ilan edilen yeni koronavirüs hastalığı ( COVID - 19 ) için aşı çalışmaları ve aşıya karşı çelişkili görüşler devam ederken, insanımıza düşen ilk ve öncelikli tedbir kontrollü sosyal hayattır. Pandeminin getirdiği kısıtlamalar alışkanlıkları ve hayat kalitesi n i farklı şekilde etkilemiş olabilir. Fakat pandemi krizi nde süreci kısaltacak başetme yollarıda yok değil. Koronavirüs, diğer viral enfeksiyonlarda olduğu gibi kronik hastalıkların bulunduğu ve bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda daha riskli olabiliyor. Bu riskinin azaltılmasında ve bağışıklığı artırmada düzenli orta düzey fiziksel hareket , uygun beslen m e ve kaliteli uyku yu içeren hayat biçimi nin önemli bir rolü olabilir. Koronavirüs salgını içinde yaklaşan ikinci Ramazan ayında orucun , yeterli sıvı alımı, etkili beslenme ve uygun egzersiz ile desteklenmesi bağışıklık sistemini iyileştirebilir . Şuana kadar kanıtlanmış te...

Çay: Demleme şekli ve antioksidan etkisi

Türkiye ve dünya genelinde sudan sonra çay , en çok tüketilen içeceklerden biridir. Camellia Sinensis adlı çay bitkisinin yaprakları; soldurma, fermantasyon, kıvırma, kurutma gibi işlemlemlerden geçirilir. İşlem farklılığını göre beyaz, yeşil, matcha , oolong, siyah ve pu-erh çayları elde edilir. Çayda kafein (tein) ve antihipertansif, karaciğer koruyucu, rahatlatıcı, sakinleştirici etkisi olduğu düşünülen, çaya umami tad veren L-teanin ile birlikte 4000 civarında madde bulunur. Fiziksel ve psikolojik sağlık üzerinde olası etkilerinden dolayı EGCG (epi gallo kateşin gallat) çayın en çok araştırılan bileşenlerinden biridir. Antioksidan kapasitesi yüksek bir bileşik olan EGCG, C vitamininden 20 kat, E vitamininden 30 kat daha aktif tir. Bir flavonoid grubu polifenol olan kateşin ve türevleri (EGCG, ECG, EGC, EC); beyaz, sarı ve yeşil çayın temel bileşenleridir. Çayın kendine özgü acı - buruk tadını verir. Oolong ve siyah çay gibi yarı ve tam fermente çay üretimi için gene...

Bağırsak Beyin: Mikrobiyota nedir ne yapar

Antik Yunanca'da « küçük asa » anlamına gelen bakterilerin çoğunlukta olduğu, ve mantar, arke, virüsleri de içeren mikroorganizma topluluğuna mikrobiyota , mikro biyom yada mikrobiyal ekosistem adı verilir. İnsan mikrobiyotası ilk, anne karnında - doğum sırasında oluşmaya başlayıp yetişkin insanda, insan hücre sayısının 1.3 - 2.2 katına ve 1.5- 2 kilogram ağırlığı ile insan beyni ağırlığına ulaşır. Deri, ağız, burun, solunum sistemi, sindirim sistemi ve ürogenital sistem dahil vücudun iç ve dış bölgelerinde yaygın olarak bulunurken, bağırsak mikrobiyatası insan vücudundaki en kalabalık yerleşim yeridir, bağırsak florası olarak da adlandırılır. Henüz anlaşılamayan yollarla enterik sinir sistemi (ESS) ve merkezi sinir sisteminde (MSS) etkili olan bağırsak mikrobiyatası ; vitamin (B1, B5, B7, B9, B12, K2), nöro transmiter (serotonin, dopamin, GABA), metabolizma ve iştahı düzenleyen kısa zincirli yağ asitleri ( bütirik asit , propionik asit, asetik asit), konjuge lino...

Acı su gerçekleri: Ne kadar su harcıyoruz?

Hepimizin 💧 suya ihtiyacı var ama yeryüzünde suyun sadece % 2️.5 'i tatlı 💧 su yani içilebilir 🚰 su.

Aralıklı açlık: Sağlık etkileri

Uluslararası Hastalık Sınıflama ( ICD-11 ) kılavuzunda 5A00–5D46 kodlu Endokrin, Nutrisyonel ve Metabolik Hastalıklar sınıfında yer alan metabolik sendrom; artmış bel çevresi, yüksek kan basıncı, yüksek trigliserit, düşük HDL, bozulmuş açlık kan şekeri gibi faktörlerden en az üçünü içeren bir modern zaman sağlık sorunudur.  Genetik eğilim bir neden olmakla birlikte, temelinde masabaşı işlerle yaygınlaşan hareketsiz hayat, hazır besin zincirlerine bağımlı ve/ veya gereğinden fazla ve sağlıksız beslenmenin neden olduğu insülin direnci yatar. Bu sorunun önlenmesinde temel yöntem ise stres , si ga ra , al k ol üçlüsünden uzak, fiziksel olarak hareketli ve beslenme düzeninin de planlandığı hayat tarzı değişikliğidir. Toplumda yaygın bazı kanser türlerini de tetikleyebilen metabolik sendromun tedavisinde aralıklı açlık , yararlı bir etki oluşturabilir. Başlangıç ve bitiş zamanına göre aralıklı açlık iki sınıfa ayrılır: Şafakta başlayıp günbatımında biten, çoğunlukla insanların...